27 Mayıs 2015 Çarşamba

Bir kedim bile var...



Efenim bizim oğlan, muhtemelen her çocuk gibi, kendini bildi bileli kendine arkadaş olacak bir tüylü canlı isteyipduruu. Aslında presentable, eğitime açık, çözüm odaklı, pratik zekalı, üniversite mezunu, askerliğini yapmış, B sınıfı sürücü ehliyetli bi köpek her daim tercih sebebidir pek tabi :P, ammaa apartumanda köpek olmaz deyü deyü oyalamaktayızdır hanidir oğluşu. Aslında oyalamak da denemez ya, gerçekten öyle düşündüğümüzdendir işin aslı. Kedi bakımına da bendeniz ve babamız bi türlü cesaret edemediğimizden, habire başka başka, göya bakımı, sorumluluğu daha kolay görünen, bilimum mahlukatla bu hayvan sever yönümüzü dizginlemeye çalışıyoruz kaç zamandır.

E hal böyle olunca, evinde hayvan beslemek isteyip de fazla sorumluluğu da totosu yemeyen insan kişisi napar evladım? Napıcak, gider balık alır, hatta mümkünse tek yaşayan
balık alır, fanusuylan, yemiylen, getirir koyar sehpanın üstüne di mi ama?! E biz de aynen öyle yaptık işte. Gittik bi güzeller güzeli Beta aldık, oğluşa da yemini verme sorumluluğunu verdik, konuyu kısa yoldan kapattık göya kendimizce. En azından bi süreliğine öyle de oldu netekim... Oğluş da arada unutmaları dışında baya da iyi idare etti hani yem verme sorumluluğunu. Lakin balık dediğin minnak bünyenin ömrü hepi topu ne ola ki zati. Zalım kader ağlarını örmekte, baluğumuzun ömrü gün be gün hızla sona ermekteymiş meğerse. Ve nitekim, bir buçuk yıl kadar sonra sevgili baluğumuz Hakk'ın rahmetine kavuştu bi gün eceliylen. Küççücük şey, iletişim desen sıfır bunca ay boyunca, amma yine de kayıp, boşluk üzüyo insanı işte.


Gel zaman git zaman, oğlan yine başladı tabi mık mık kedi köpek muhabbetine. Mübarek çocukta da ne yılmaz bi azim, nasıl bi vazgeçmeme inadı varsa artık, hiç de yılmıyo ha hayır almaktan, reddedilmekten. Maşallah diyim baali. Şimdi canımızdan bezdirse de, ileride çok işine yarayacak zannımca bu yönü. ;) Neyse, hadi dedik tüylü, iletişim de kurulabilecek bi canlı besleyelim bu defa. Araştırdık ettik, Cavia alalım dedik. Ve de aldık bi erkek, bi dişi Cavia çift. :) Kafesleri de geldi şöööle eşşek kadan boyutuylan. Enine boyuna, boylu poslu bi şeymiş mibarek. Nerden bilelim biz anacııım, kuş bakmak gibi bişi sandık. Sanki çok kuş tecrübemiz varmış gibi bi de. :) Yok evladım, Cavia olayı bambaşka bi boyutmuş. Tecrübeyle sabit yani. Biz ettik, siz eylemeyin. Çocuğun sorumluluğunu üstleneceği bi şey hele hiç değilmiş. O koca kafesi temizlemek, bir kişinin yapacağı iş bile değilmiş. Her şey bi yana, Cavia evde beslemeye uygun bi hayvan hiç değilmiş meğerse. Bir süre baktıktan sonra en iyisi Cavia almak isteyen, hayvan sever birilerini bulalım, sahiplendirelim dedik. Şanslıymışız ki, çok aranmadan, evlerinde başka hayvan da besleyen ve Cavia da almak isteyen tanıdık bir çift sahiplenmek istedi ve gönül rahatlığıylan sahiplendirdik Caviacıklarımızı ve başka yaşamlarda, başka bedenlerde yeniden buluşmak ümidiylen esenlikler dileyerek yollarımızı ayırdık arkedeşlerimizle.

Ama tabi oğluşun hayvan sevgisi, merakı da sürüyo hala. Bi süre sonra en azından muhabbet kuşu edinelim, herkes bakabildiğine göre, biz de bakarız nasılsa dedik ve nurtopu gibi maviş bi kuşumuz oldu. Kendülerü bize geleli bir buçuk yıl oldu. Gül gibi de geçinip gidiyoruz çok şükür. Laaakiiin, kuş oğlumuz malesef pek asosyal çıktı. Adı üstünde muhabbet kuşu göya, ama olan biten muhabbeti hep kendiyle. Hiç kimseye eyvallahı çok şükür. Öyle cool bi şekilde takılıyo amcam evin içinde. Kafesin kapısı her daim açık, evin efendisi kendisi. Nereye isterse uçar, nereye isterse zıçar, kuyruk her daim dik, burnundan bir tel kıl aldırmaz vaziyette yaşıyo kafasına göre krallığında. Diyeceğim o ki, bakımda sorun yok da, bi de iletişime geçebileydik iyiydi be amca?! Lakin beceremedik işte her nasılsa.

En sonunda geçenlerde artık nerden geldiyse bana bi cesaret geldi ve kedi sahiplenelim dedim. Eşim bile şaşırdı sanırım bu cesaretime, sağolsun engel de olmadı. Yavru buluruz, büyürken kuşa da alıştırırız, 'Bir kuş gördüm sanki?!' kafasına geçmeden akrabalık olayına bağlarız işi dedik. Ve bi süre araştırdıktan sonra da şeker gibi, annesiz, veterinere bırakılmış bi yavru bulduk. Grili beyazlı, henüz 3 aylık dişi bir sokak kedisi. Aşı maşı her şeyini hallettirip sahiplendik. İyi ki de cesaret etmişiz, iyi ki almışız dedik daha ilk günlerden. Kediyle arkadaşlık etmek bambaşka bi şeymiş meğer. Gelip mır mır yanaşması, sevilmek için zorla kafasını avucuna sokuşturması, kucağında, omuzunda, nereni uygun görürse oranda uyuması, bambaşka bi duyguymuş. Hatta belki inanmazsınız, ama bi yerin ağrıdığında, her nasılsa gelip orayı bulup, ha bire orada uyuması, ne büyük bi ayrıcalıkmış. Bugüne kadar uzak durduğumuz hataymış sanırım.

Bir de her şey bi yana, nasıl temiz bi hayvanmış anacıım. Bir kez kumunu göstermek yetermiş. Bir gece tuvalet kapısını yanlışlıkla kapattığımızdan dolayı tuvaletine ulaşamayınca bile sağa sola yapmazmış da, gidip taşıma kabının içine yapmayı akıl edermiş. Maşallah diyeyim arada, nolur nolmaz. ;) Ve gerçekten çoğu kişiden hep duyduğum ve hiç inanmadığım gibi, kedi bakımı, kuş bakımından bile daha kolaymışımış. 

Tabi bi de o bebeklik merakımız, klavye takıntımız, kontrolsüz, gözü kara hareketlerimizden dolayı tehlikeli pozisyonlara girişimiz, muhabbeti kıt muhabbet kuşumuza sinsi niyetli, avcı yaklaşımlarımız bitti miydi, elimizdeki peynire, önümüzdeki tabağa sulanıp yalvarmadı mıydı, tam olucaz artıkın. :) :P Bu vesileylen, eğitim konusunda tecrübeli arkadaşların önerileri varsa, seve seve alınuuu, faydalanıluu, hatta minnet bilem duyuluu...

(An itibariyle bi yandan coşkuyla klavyeyle halvete girip, yazımı sabote ederken, boş kaldıkça da muhtemelen kendini avcı aslan, bendenizi de yavru ceylan sanarak kolumu, parmaklarımı dişlemektedir efenim zat-ı şahaneleri... :)) 

***********************************
Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır!


94 yorum:

  1. Oy oy oy, çok sevindim, maşallah diyeyim önce, (ben nazara çok inanırım) maşallah, güle güle sağlıkla büyüsün. :)
    Aklına gelen her konuda bana sorabilirsin....(iki kedi toplam 20 yıllık tecrübem var) :)

    Sen sormadan en önemli tavsiyelerim emekleyen bebek gibi düşün onu, ortalıkta iğne, jilet, ip bırakma. Niye dersen, benim Bücürük haberim olmadan 30 cm uzunlukta ip yutmuş. Allah'tan kustu da farkettim!! Ne zaman yuttu? Nasıl görmedim? Hala bilemiyorum. Barsaklara dolanıp ameliyatlık olmadığı için (böyle vakalar var) şanslıyım.

    Kum konusunda doğal kuma en yakın ve topaklı olanı naçizane tavsiye ederim. Topaklanan kum çok rahatlık.

    En önemli bir şey aman obez olmasın yoksa başına iş açılır, sürekli tartısını kontrol edin, normal kedi kilosunu geçmesin, yoksa büyük sağlık sorunları çıkıyor:(

    Açık pencere, balkon aman! Benimki birkaç sene evvel balkondan düştü :( güya o kadar tecrübeliyim!!!:( ölümlerden döndük :(

    Olur da ev taşırsanız yani başka eve geçerseniz, mutlaka 15 gün kapı, pencereden eski eve kaçmaya çalışacaktır her taşınmada kapı, pencere kapatılacak...yoksa kaçar...

    Bir de daha minik zırt pırt o aşı bu aşı ben pek tavsiye etmiyorum (veteriner hekimler kızacak ama) yok kanser aşısı, yok bilmem ne aşısı....bunlar biraz da zehir çünkü o yüzden ben kendi kedime ilk eve geldikten sonra aşı maşı yaptırmadım hele hele sokağa çıkmayan bir kediye asla kuduz aşısı gerekmez. (o aşı minicik vücutlarına büyük zehir ve zarar veriyormuş) ben 20 yıl iki kedime de kuduz aşısı yaptırmadım. (çünkü evde hapistiler bücürük de öyle)

    yerleri silerken bir başka odaya kapat, deterjanla silersen kurumadan patilerini basmasınlar çünkü zehir.....hatta mümkünse sabunlu su ya da sadece suyla silin, patileriyle zehir alıyorlarmış... ben sadece suyla silmeye başladım...

    aklıma gelen en önemli şeyleri söyledim...tekrar güle güle büyüt çok sevimli çok tatlı..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım beniiiim, biliyodum senin çok sevineceğini ve desteğini esirgemeyeceğini. :) Bi tanesin! Hatta yazıyı yazarken bile dedim, Müjde'nin bilgisi, tecrübesi çok işime yarayacak bu veledi büyütürken diye. :)

      Çok teşekkür ederim önerilerin için. Birçoğunu bilmiyordum. Aslında bi tek topaklanan kumu biliyodum desem. :) Onu da kardeşimden öğrendim sağolsun. O da senin gibi yıllardır kedi besliyor. Ama ben çok tecrübesizim henüz. Öğreniyoruz işte biz de yaşayarak, sizin gibi kedi severlerin bilgisinden faydalanarak. :)

      Aşı konusundaki uyarın için özellikle teşekkür ederim. Mantığıma yattı dediklerin. Geçen gün bi karma aşıda bile yavrucuk bütün gün sersem tavuk gibi uyukladı, yalpaladı minik vücudu. :/

      Yerleri zaten Loc'la siliyorum ben. Zehir içermeyen organik bi ürün olduğu için, o konuda içim rahat.

      Çok teşekkür ederim verdiğin bilgiler için. Bizim gibi çömez kedi ailesi için önemli söylediklerin. Aklıma bir şeyler takıldığında başını ağrıtacağıma emin olabilirsin. İyi ki varsın. :)

      El sallıyorus bis burdan Bücürük'e minik patimizle... ;)

      Sil
    2. Estağfurullah ne demek, hiç aklına gelmesin başım ağrımaz:) tam tersine azıcık faydam oldu diye sevinirim.

      ilk günler ben tecrübesizlikten (hayatımda ilk kez gerçek anlamda kedim olmuştu sokakta mama verdiklerimi saymıyorum) ne büyük hatalar yaptım bilsen. Prenses'e buz gibi EVET BUZ GİBİ mama verirdim, o whiskas çok severdi, hatta tövbe tövbe buzluktan çıkmış buz gibi whiskası da verirdim yerdi zavallıcık :( sonuç hasta oldu...ciğerlerini üşütmüş:( ölümlerden döndük...günlerce veteriner gez, iğneler oldu benim yüzümden..o zaman öğrendim ki, bu veletler ne içerse, ne yerse oda ısısında olacakmış.

      Bir de büyük su kabı olsun ve mümkünse musluk suyu verme arseniği bol diyorlar...her gün suyunu değiştir...onu zaten yapıyorsundur...bir de ben yine bilmezdim prenses cips severdi cips verirdim tuzlu tuzlu meğer böbrek hastalığı yaparmış...ne tuzlu, ne şekerli şeyler yedirilmeyecekmiş hep sonradan öğrendim.:( iş işten geçtikten sonra şimdi Bücürük'e asla şekerli şey, cips alıştırmadım.....ortalıkta bile bırakmıyorum kazara tadına bakar diye..ve 3 -4 kilo vermemiz lazım ablası bize dua et...karaciğerimiz yağlandı, koleserolümüz iki katına fırlamış :( çok hastalandı diyet mamaya geçeceğiz inşallah ama önce karaciğer değerlerinin düşmesini bekliyorum...
      biz de -isim koymadın daha di mi_ güzelliğe el sallıyoruz.:)))

      ha küçük oyuncak topları filan yutuyorlar......kız bunlara hiçbir konuda güven olmuyor 20 yıl sonunda onu anladım yani minik haydutlar bunlar ha...:))) baca kapağını açmaya çalışırdı benimki hala da çalışıyor mazallah açıp tırmanıp üst katın mutfağına kaçabilir!!!

      Sil
    3. Ay sorma Müjde, her nedense bizimki de cips görüncw deliriyo. Hiç tattırmadık. Ama yavruyu bulup veterinere götüren kişiler mi verdi de biliyo anlayamadım. Cips yedirmiyo evde. :) Bizim sağlığımızı koruyo. :D
      Sadece kuru mama veriyoruz. Kardeşim öyle önerdi. Veteriner de peynir yoğurt isterse verebilirsiniz demiş ona. Peynire bayılıyo. Kibrit kutusunun çeyreği kadar veriyorum her gün. Ama tuzlu işte. Vermesek mi ki?! Nasıl da seviyo sıpa. :)
      Fıstığın adı Pia teyzesi. :)
      İnşallah Bücürüküm de kilo verir, iyileşir. Neden oluyomuş bu yağlanma peki? Olmaması için ne yapmak lazımmış?
      Minik haydut tanımlaması cuk oturmuş valla. Aynen öyle. Nasıl merak o öyle. Yalnız büyüyünce merakı geçmiyor mu yahu? Bücürük hala mı kapı baca peşinde? Resimlerde de ne sakin görünüyo oysa. Bak sen yere bakan yürek yakanaaa... :)

      Sil
    4. Pia mı? İsmiyle büyüsün:))
      peyniri biraz suda beklet tuzu gider, yoğurt tuzlu değil o da iyi üstelik vücuttaki zehirleri alır götürür diye biliyorum. Bücürük de bayıla bayıla yoğurt yerdi ama kuru mamaya bir alışınca bir daha başka şey yememeye başladı. Özellikle büyüyünce. :( maalesef şimdi hiç yoğurt yediremiyorum:( kuru mama konusunda bazıları hiç iyi şeyler söylemiyorlar sürekli kuru yediği için zamanla böbrek hastası olur diyorlar, ki ben de çok endişeliyim. Korkuyorum açıkçası. Şöyle bir çözüm buldum ben: mia mesela filan kuru mamayı yiyor ya, işte o kuru mamanın yaş olanı da olur. İkisini dönüşümlü verirsen böbrek sağlığı daha korunur.

      Bücürük'ün yağlanması fazla kilodan olmuş :( maalesef 6 kiloyuz:( inşallah diyet mamayla kurtuluruz ama daha başlamadık şimdi karaciğer için hepatic isimli bir mama yiyor.
      Merakları büyüyünce de geçmiyor:)))
      her an sürprizlerle dolular mesela çok korkutucu ama priz bozulmuştu önüne kocaman şifonyer çektim mazallah prizin kablosunu ısırır, oynar öyle sarkan şeylere bayılırlar. sonra sağolsun özlem komşum var ya çok sevdiğim onun eşi yaptı tamir etti sağolsun şimdi korkmuyorum....hala baca kapağını açmaya çalışıyor önünde 4 beş kalın sözlük koydum açamasın diye...hepsi öyle bunların canım, hepsi aşırı meraklı...ya ne bileyim etrafta açık deterjan bile bırakma ben o yüzden hep sıvı deterjan kullanıyorum makineye koyarken dökülüyor saçılıyor patilerine değer o da yalar zehirlenir....evde bitki, saksı varsa yer zehirlenir (aynen başımıza geldi tüm saksıları konu komşuya dağıttım şimdi çiçek yok evimde) ayrıca Bücürük her çeşit çekmeceyi açıp karıştırabiliyor:)))büyük ihtimal seninki de açabilir. biraz da kararkter meselesi Prenses çok usluydu hiç açmazdı çekmeceleri bizimki açıp içindeki kazak mazakları dışarı atıyor bir de :)))

      ya işte böyle kolay gelsin çok sevindim senin için ne masum yüzü bak bak doyamadım:)

      Sil
    5. Ok. Peyniri öyle yapayım o zaman. Yoğurt henüz vermedim. Madem böyle fazla kilolanma riski de var, normal mamasını acık azaltıp yoğurt vs. vermeli o zaman. Hem de acık sulu bi şey girmiş olur bari mideye.

      Sen onun öyle masum göründüğüne bakma. Kudurunca gör bi de. :) Deli dümbek bi şey olup çıkıyo valla. Hele dediğin gibi sarkan eden kablolar en sevdiği oyuncaklar. Sen söyleyince ipini kaldırdım ama bugün. Akşam biz varken oynasın onunla. Neme lazım yutar felan bi de. :)

      Kardeşimin kedisi de kendini insan sanıyo, çekmece kapak, Allah ne verdiyse açıp kurcalıyo seninki gibi. :) Evi onlara göre düzenlemek lazım çekmecelere de dadanırsa. :) Gerçi biz varken laf söz dinliyo. Anlamaya başladı yapmaması gereken şeyleri. Bakalım, büyüdükçe görücez iyice huyunu suyunu. :)

      Sil
    6. Bürücüküme de acil şifalar dilerim. Umarım çabucak verir kiloları. Bak şimdi aklıma geldi yazarken, madem çekmeceleri felan bile açabiliyo, pilatese de gider o o zaman?! ;) Canım benim, insan beyinli bücürük...

      Sil
    7. Çok teşekkürler aminnnn..

      pilatese de gider mi gider:)))))yüksek sesle güldürdün kız sağol Allah da seni güldürsün:)

      bu arada az önce facebok arkadaşımda bir paylaşım gördüm tüm kedisi/ köpeği olanlar için paylaşayım linkini demiştim ya aşılardan korkarım diye bak sebepsiz değilmiş korkum:

      https://www.facebook.com/huskygiller/photos/a.964442553575063.1073741827.964439083575410/999252170094101/?type=1

      kimi veterinerler sırf aşı parası için neredeyse her ay bir aşı verecekler..eskiden mesela prenses7i zamanında kist aşısı 6 ayda bir idi, şimdi 3 aya indirmişler!!! ben hiç yaptırmadım eve ayakkabı ile girememek, kediye çiğ et vermemek gibi şeylerle kist olmasını önlüyorum....üç ayda bir ne zehirleyeceğim kedimi yazık...

      Sil
    8. :D Hep beraber gülelim hep inşallah.
      Ok. Okuycam ilk fırsatta yazıyı. Teşekkür ederim paylaştığın için. Öptüm ikinizi de... :)

      Sil
  2. Çok ama çok sevindim. Kedi candır. Moraliniz bozulduğunda anlar, hisseder, gelir sırnaşır. Siz eve girdiğiniz anda karşınızda bitiverir. 6 yıldır İran kedim var. Görseniz ne kadar tatlı, bembeyaz. Artık evimizin bireyi o da. Ona alıştıkça vazgeçilmez olduğunu göreceksiniz. Hayırlı olsun diyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediklerinize daha şimdiden katılıyorum gönülden. Gerçekten öyle. Hatta gün içinde iş güç modundayken bile aklıma geliyor, kokusu burnuma geliyor, o bile içimi ısıtıyor daha şimdiden. :) Umarım eğitimini de halledebiliriz büyütürken de, uyum içinde yarenlik ederiz birbirimize. :)
      Bu arada beyaz kediler de çok asil olur, eminim çok da güzeldir. Maşallah diyelim hepiciğine... :)
      Çok teşekkürler, sevgiler... :)

      Sil
  3. Benimde varrr :) Hemde güzeller güzeli sarışın bir kız :) Sizinkide pek şekermiş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmm, sarışınlar da pek datlı oluyo. Maşallah sizinkine de. :) Ne güzel, ne çok blogger arkadaşım varmış kedi sahibi. :) Artık başım sıkıştıkça çalarım kapınızı... ;)

      Sil
    2. Ne demek biliyosak tabiki paylaşırız bilgileri :) Sizinkide çok tatlı fındık kurdu gibi o patilerde ısırmalık :D

      Sil
    3. Teşekkürler. :) Aynen, patilerin cazibesi yakıyo... ;) Bi de ilgi, sevgi isteyince getirip koyuyo böyle patisinin tekini ayağınıza, mel mel de bakıyo öööle yukarı doğru, gel de mıncıklama şimdi... :)

      Sil
  4. Ben de kendimi zor tutuyorum. Evde bir kuzu kedisi var hamd olsun :)) ama onunda arkadaslık edeceği bir canlı olması güzel olur gibi geliyor bana da. Ama ya bakamazsam, bu iş olmadı deyip geri dönülmesi kolay değil bence... Ah ahh hevesleniyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de iyi olur sizin kuzucuk için de. Çocukların hayvanlarla dostluk ederek büyümesinin çok faydaları var sağlıklı yetişkinler olabilmeleri için. İşin gerçeği oğluş ısrarlı olmasaydı ben cesaret edemezdim kediye, ama iyi ki ısrar etmiş diyorum şimdi. Heveslen heveslen sen bence... ;)

      Sil
  5. ben küçükken köyde yaşarken vardı kedim adı pamuk koca koca tüyleri vardı ama çldü :( şimdi de istiyorum bir kedi beslemek Eloş için. amma kayınvalidemle beraber yaşadığım için o sevmiyo kedileri. bizim evde de muhabbet kuşu (2 yıldır) ve kapluş var.
    çok şeker patili öperimm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında keşke senin küçüklüğündeki gibi olabilse hayatlarımız. Toprakla, doğayla iç içe. Düz ayak evlerde. Kediler köpekler, tavuklar ördekler çocuklarımızın etrafında. Asıl olması gereken o bence de, bakma işte, tıkılmışız apartman dairelerine üst üste. Gel gelelim doğamız istiyo işte farklı türlerle iletişimi, sevgiyi. İyi kötü hayatımıza doğayı adapte etme çabası değil mi zaten apartman dairelerinde kedi köpek beslememiz, balkonlarda saksılar içine çiçekleri hapsetmemiz... Neyse, damarıma bastın bak sabah sabah. Köyümü istiyovum beeennn!! :)
      Biz de patilerimizle el sallıyoruz size... :)

      Sil
  6. Hayırlı olsun.Oğlan sonunda muradına ermiş.Bizimki de istiyor şu sıralar ben de aynı senin gibi balık mı alsam kuş mu alsam diyordum:)Annelerin beyni aynı çalışıyor sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok be Sevdicann'ım, balık çiçek beslemek gibi bi şey. İletişim yok, dokunmak yok. Bana göre değilmiş yani. Kuş desen pisliği, tüyü kakası hiç bitmiyor inan. Hele bir de bizimki gibi ağır abiyse ve iletişim kurmayı beceremezseniz, o da kaka temizlemeden öteye geçemiyor. Ama kedinin aklı, sevgisi, dokunurken severken yaşattığı mutluluk başkaymış. Bakımı da çok kolay şu ana kadarki tecrübeme göre. Aşıları arada bir. Günlük maması, suyu. Tuvalet meselesi bile kuşa göre daha kolay. İyi düşün bence sen balıkla kuş konusunu. ;)

      Sil
  7. Hayvan besleme hikayenizi zevkle okudum. Sanki evinize gelmişiz de sohbet eder gibi anlatmışsınız. Keyifle okudum. Kediniz çok tatlı görünüyor bu arada. Ben hayalimde bile göremem heralde tüylü bir hayvan beslediğimi özellikle kedilerden çok korkarım aklım çıkar. Ama sizinki bebek çok tatlı ben böylee uzaktan severim işte. İyi yarenlik etmeler diliyorum kedili yuvanızda hayırlı olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de eskiden korkardım kediden köpekten. Ama benim kedi delisi bi kardeşim var. Yıllardır beslemediği kedi kalmadı. Gele gide, onun sayesinde korkmamayı, sevmeyi öğrendim. Alıştım yani. Etrafınızda birilerinde olsa, sizinki de geçer bence.
      Çok teşekkürler güzel dilekleriniz için. :) Her zaman gelin evimize sohbete. ;)
      Sevgiler...

      Sil
  8. oyyy ben onu yerimm yaaa . tek çocukların derdidir bu hayvan bakma merakı. kardeş olmayınca illa bişiler isterler evde. çevremde hep öyle.
    uzun yıllar birlikte olacaksınız en az 15 sene ;) umarım sağlıkla yaşasın. veterineriniz olacak bi tane , size karne verecek. aşıları var. ve bundan sonra her 3 ayda bir parazit aşısı yapılacak ölene kadar. çocuk küçük olduğu için 2 ayda bir yapılır bu aşı. Bu sizi korumak için. Tüyleri taranacak her gün. Kuru mamaya alıştırın mutlaka. Kısırlaştırma işlemi düşünmek zorunda kalacaksınız. Yoksa çok hırçın olur. Kısırlaştırmayı da mutlaka bi kere doğum yapsın ondan sonra yapın. Yani diğer cinsse bile doğasını bi kerecik olsun yaşasın derim ben. Neyse bunu veterineriniz yönlendirir herhalde.
    Sürekli mır mır sev dur gari:) O kadar sevimli bir hayvan ki. Temizlik hastasıdırlar, İlla kumlarına yapacaklar, o kumdan koku geliyosa döner döner koklar hala örtmeye çalışırlar. Sürekli yalanırlar. Havva arkadaşımız var ya kedilievintarzı o da yıllardır kedisi var yardımcı olur sana ;) ben de bildiklerimi anlatırım her zaman canım. Hadi hayırlı olsun zevkle neşeyle sevgiyle sağlıkla büyütün. Ailenize büyük bir neşe geldi ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek senin de kedin var? Açıkcası ben yazıyı paylaşırken Bücürük Müjde'yle Kediliev Havva aklıma gelmişti, bilgilerini esirgemezler, yardım ederler diye. Ama ne çok arkadaşım varmış bu konuda bilgili. Ya da daha önceden mi baktın? Bu söylediklerini kedi beslemeyen birisi bilemez çünkü.
      Tüylerini taramayı denedik, ama daha bebek tüyü olduğundan mı nedir, tüy müy çıkmıyo. :) Sanırım bü süre sonra dökülecek. Ama şimdiden alıştıralım diye tarıyoruz yine de arada. Şu kısırlaştırma konusu daha bu miniği almadan kafamı yoran bi konuydu. Günü gelsin, bakalım napıcaz. Gönlüm doğurmasını ister, doğası gereği. Ama doğursa napıcaz yavruları. Gelgitlerdeyim yani. :)
      Aynen mır mır sevipduruz gaari. ;) Öpüldünüzzz... :)

      Sil
  9. Bir sokak kedisinin daha güvende olduğunu bilmek ne güzel. Evin havasını değiştireceğine eminim, daha evvel üç kedim olmuştu. Şimdi de bir köpeğim var, yerleri gerçekten başka. Öpüyorum minik pati dostumu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Evin havası değişti o kesin. Mırmır hep sağımızda solumuzda. Daha bebek olduğundan mı, yoksa kaynaşık yapısından mı bilemedim henüz. Zamanla daha da iyi olur herhalde, sınırlarını da öğrenince. Köpek beslemek de keyiflidir yalnız. Ama her gün dışarı çıkarması vs., benim göze alabileceğim bi sorumluluk değil açıkcası. Sevgiler... :)

      Sil
  10. Yanıtlar
    1. Henüz tüy müy yok ortada ıkıntıcııım. Bebek olduğu için herhalde. Ama düzenli taranınca dökmüyomuş zaten sağa sola. Tarıycaz artıkın nabalım... :)

      Sil
  11. Kısa bir roman tadında olmuş yazınız. Bremen mızıkacılarına çevirmişiniz evi. Uzun ama sıkıcı olmayan bu yazınızı beğendim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler güzel yorumunuz için. Sevindim beğenmenize. :)
      Ve de çok güldüm Bremen mızıkacıları yorumunuza. :D Eşim de öyle dedi kediyi alınca. 'Aşkım şimdi bi köpek, bi de eşek aldık mı kadro tamam.' dedi valla. :)

      Sil
  12. Pek güzelmiş, biz de bir süre bakmayı denedik. Bizim kedi çok hırçın çıkmıştı Bilge'nin kolları tırnak izinden geçilmiyordu. Bu sıpa çok tatlı ve uysal belli, keyifli günleriniz olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa, hadi ya?! O biraz şans sanırım. İşin içine girdikçe anlıyorum, kedilerin de insanlar gibi karakterleri var resmen. Kuşların bile var. Üzüldüm sizin tecrübenize. Umarım Bilge'de hayvan korkusu oluşmamıştır. :/
      Teşekkürler güzel dileklerin için. Sevgiler. :)

      Sil
  13. Kedi candır. Burada uzun uzun söz etmiştim.
    http://begonvilliev.blogspot.com.tr/2015/03/blog-dunyasndan-patili-evler.html

    Bir daha ki tanıtım yazısı için bir patili ev daha tanımış oldum:) Sizinki de çoook şirin.Sevgimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler link için. İlk fırsatta okuycam. Eh, biz de çömez patili ev grubuna giriyoruz sanırım. ;)
      Sevgiler benden... :)

      Sil
  14. oyy oyy ufaklığın hayvan sevgisine kurban olurum ben ne güzel bir annesin ki hayvan sevgisini aşılamışsın. Bilinçli nesil geliyor ya en mutlu oldugum noktalardan bırı bu :)) yalnız kedicik de pek bir sıkılası pek bir mıncıklanasıymış. versene bi yanak :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hayvan sevgisi içinden mi geliyooo, yoksa bi kedi delisi olan teyzesinden mi bilemem. Ama ben de seviniyorum bu haline tabi. Bu kedicik ona olduğu kadar bize de arkadaş, yoldaş oldu yaramaz. Buyur teyzesi, yanak, pati, ne istersen... ;)

      Sil
  15. 4 yaşımdan beri kediiii kediiii dedim sayıkladım yıllarca, ne kedim oldu ne kardeşim. Bebişleri mebişleri sevdim ama hep içimde patladı o sevgiyi aktaramama duygusu. Yılllar yıllaaar sonra bebişim oldu sevdim ama çocukluk döneminde kesinlikle büyük ihtiyaç bir kediş ya... Nasıl ihtiyacım vardı halbuki... Çocuklar kedilerle içiçe olmalı, büyümeli. Sevgiyle yanyana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya di mi, ben de çocukken ev hayvanı istedim hep, ama dinleyen olmadı tabi. En azından ben evden ayrıldıktan sonra kardeşime kuş alındı. Hiç yoktan iyi. Ben de senin gibi büyüdüm ne yazık ki. Belki de ondan oğluşun da içinde kalmaması için ne kadar dirensem de, sonunda gevşedim. Belki siz de şimdi alırsınız çocuğa ve size arkadaş. ;) Sevgiler... :)

      Sil
  16. A ha ha Bilgehan beni bunalttığında ben de hep aynı şeyi söylerim, şimdi senin ananı ağlatıyor ama ilerde dünya önünde duramayacak diye :D

    Bu çok şeker bişiymiş, hoş gelmiş Pia :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eee, öyle ama şekerim. Vazgeçmemek, inat etmek yerine göre eyidir. ;)
      Hoşgeldi zati, pek hoş geldi, sevgi getirdi evimize daha da çok. Her eve lazımmış meğer mirim. ;)

      Sil
  17. Mamafih ben de eve comodo ejderi alıcam dediydim de, evdeki dişi kişi ''yesin seni de kurtulayım'' dediğinden beri olay biraz döt istemektedir.
    arz ederim.
    syg/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Ay çok güldüm. Aranızdaki ilişki de pek duygusalmış... :)

      Sil
  18. Merhaba,Blogunuzu yeni keşfettim.Bana da beklerim
    http://merakettiklerinizinevi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  19. Bana sıcak kalbi içten bıdı bıdı diyen insanın bloguna geliyorum karşıma çıkan ilk yazıda kalbimden vuruluyorum iyi mi?? :)
    Benim de en büyük isteklerimden biri "Tavşan" almaktı ama onun da bakımı çok çok çok zormuş hele evde...
    Şimdilerdeyse bir kedi, köpek hevesim var amaa anacumm "ben iki ayaklıları besliyorum yetiyor bir de dört ayaklı çıkarma başıma" diye cemkirdiğinden öyleee bi beklemedeyiz :)
    Not: insanlar ikiye ayrılmalı bence kedi sevenler ve sevmeyenler :D Ziraa ben hiçç ortasını görmedimmm. ya aşık ediyor bu şapşallar insanı kendisine ya da nefret :)

    Yeni tecrübenizde başarılar dilerimmm :)
    Kocaman sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniiizz, ne iyi ettiniz de geldiniz. :)
      Evet tavşan konusu evde sıkıntılı. Zira yazımda da göreceğiniz gibi bir tür kemirgen olan Cavia beslemeye çalıştık biz. Daha doğrusu Cavia'larla debelendik diyeyim işin aslı. :D Yok anacııım, temizliği, kokusu, yazın sıcağında her gün temizlesen olacak o kafesi. Koccaman bi de, yok, her yiğidin harcı değil. Bi de tavşan büyüyo tebi cinsi gereği, daha bile zordur.
      Ama kediyi alalı 2 haftayı geçti, öyle bi zorluğu yok. Bi de iletişimi mükemmel. Gelip gidip kendini sevdirmesi. Ama bizimki henüz yavru olduğu için çok meraklı ve yaramaz tabi. Girip çıkmadığı yer yok. Büyüyene kadar bu hareketliliği idare etmek gerekiyor. Bakalım büyüyünce nasıl olacak, ilginç bi macera vesselam. :)
      Bu arada güzel sözler için, yine içimi ısıttığın için çok teşekkür ederim. İyi geldin sabah sabah. :)
      Sevgiler benden... :)

      Sil
  20. Yanıtlar
    1. Tişikkür idirim. ;) Pek de severim mimleri bilirsin. :P

      Sil
  21. Cavia dışında aynı yollardan bizde geçtik . Önce bir akvaryum , sonra kuş . Allahtan orda bitti ,çünkü ben kendime bakamıyorum kedi -köpekle hiç uğraşamam. Ama bahçeli bir evim olsaydı mutlaka köpek beslerdim .Şimdilerde kızım köpek sevdasını teyzesinin 2 adet sibirya kurdu ile gideriyor. Zaten büyüyüp dışarı açılınca da onlara bakmak tamamen sana kalıyor. Yazın ve anlatımın çok keyifli . Bayldım :) Ben de takipteyim artık seni . Sevgiler. Kolay gelsin .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler güzel yorumun için. Hoş da geldin ayrıca. ;) Şimdilik bakımı vs. rahatsız etmiyor. Verdiği huzur ve mutluluktan olsa gerek. :) Umarım hep de böyle olur. Sevgiler... :)

      Sil
  22. Ben de kedilerle dolu bir evde büyüdüğüm için kedi hayranlığım ve kedi sevgim sonsuzdur. Bu sevgimi "Kedi Anıları" ve "Bizim Kedilerimiz ve Kuantum Teorisinin Kedileri" başlığı ile yazmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettiğin yazıları ilk fırsatta okuyacağıma emin olabilirsin. Benim için yeni bir dünya, farklı bir tecrübe. Ama şunu çok net söyleyebilirim ki, sevginin bambaşka bir boyutuymuş kediyle yaşamak. Şu an bacaklarımın üzerinde uyuyor, tarif edilemez bir huzur, mutluluk. Geç bile kalmışım bir kedi arkadaş edinmekte. En azında şu anki halet-i ruhiyem bundan ibaret.
      Yorumun için çok teşekkürler. Sevgiler. :)

      Sil
  23. paylaşımlarınız için çok teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her ne kadar hangi paylaşımdan bahsettiğinizi anlamasam da, reca ederim efenim. ;)

      Sil
  24. Merhaba :) kedi candır, dosttur. Yazınız da bana 'ııııyyyy kedi' diyenlerin okumasını isteyeceğim güzellikte. :)
    Benim iki önerim olacak kabul ederseniz. Siz yemek verken peynir vs. kesinlikle ona bir şey vermeyin. Sofra terbiyesi olsun, edepli olsun hanımefendi. Yoksa sizi yemek yerken asla rahat bırakmaz, hiç alıştırmassanız sorun yok.
    Bir de aman aman o avcı, eliniz, parmağınız av olmasın. Sonra çok çekersiniz.
    Dünyada yükselen trend bu canları daha doğal beslemek yönünde. Bir kuru mama sektörü çıktı, takur tukur tatsız bir yeme mahkum etti hayvanları. Üstelik onu yiyince normalinden daha fazla su içmesi gerek ki, böbrekleri zarar görmesin. Sonra aşırı kiloya da o sebep oluyor.
    Ben kuru mama da veriyorum evet ama tavuk, ciğer, patates, yumurta kabuğu ve yumurta vs. pişirip yemek yapıyorum. Haşladığım yumurtanın suyunu da katıyorum varsa. Çiğ tavuk da (çorbalık diye satılan) veriyorum. O yaptığım yemeğin suyuna ekmek lapası da yapıyorum. Balık da haşlıyorum. Bir kızım ise balığı illa çiğ sever. İşin aslı ben bahçeli evdeyim, bende bir ordu var artı bahçede 3 de köpek var. İkisini sahiplendirmeye çalışıyoruz, kışın karda çöpün yanına atılmış iki dişi bebe olarak bulduk. Kırma ama kangal gibi güzeller :) sürekli lokanta gibi faaliyetteyim işin aslı.
    Öpüyorum minişin patilerini çok çok. :)
    Not: eşim de emekli veteriner.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Kedili Teyze, ne güzel önerilerde bulunmuşsunuz. Tecrübelerimiz benim için çok değeri. Minnet duydum. :)

      Dediğiniz gibi biz yemek yerken istiyor, ama vermiyoruz. Umarım bi süre sonra yalvarmayı bırakır. Hatta bu yüzden mutfağa bile almıyoruz. Artık kapıda ağlamıyor, alıştı. Ama salonda bi şeyler yer içerken hala gözü bizde. :) Şu aralar masaların üzerine çıkmamayı öğretmeye çalışıyoruz bir de. Bakalım ne zaman öğrenecek.

      Bir de dediğiniz gibi elimizi, parmaklarımızı kemirmeye bayılıyor. Peluş ver dediler, ama onu beğenmiyor. İlle de parmak kemirmek istiyor. Nasıl vazgeçirebiliriz bundan? Bi yönteminiz var mı? Paylaşırsanız çok sevinirim.

      Ben de yoğurt veriyorum, bayılıyo nedense. Bir de yumurta akını çok seviyor. Ama sarısını da versem yer herhalde. Okumuştum dediklerinizi bi ara. O yüzden farklı şeyler de veriyorum böyle. Ama tarifleriniz de iyi oldu. Çünkü son günlerde başka ne verebilirim diye düşünüyodum. Çok teşekkürler. :) <3

      Siz ne güzel bir şey yapıyorsunuz yalnız. Bir sürü cana yuva olmuşsunuz. Harikasınız! Sizin gibi olabilmeyi isterdim...

      Tekrar teşekkürler ilginiz ve yardımınız için. Sevgiler... :)

      Sil
    2. Rica ederim, ne demek, konu patililer olunca hele. :)
      Bana bu eller ile ilgili çok soru geliyor, çok kişi muzdarip. Ama işin doğrusu ben bu sorunu hiç yaşamadım. İlk kedim de kedi sevmeyi hiç bilmiyordum, kedi bana öğretti. :)
      Sonrasında da hep sayı çoktu, o tür oyunları kendi aralarında oynadılar. Beni ise üstüme yatıp uyuma, kendini yalayıp temizlerken beni de temizleme ve pati masajı yapmak için kullandılar. :) Bahçedekileri ise elimden geldiği kadar insana yakın, okşanmaya yakın olmamalarına uğraşıyorum. İnsandan ne kadar uzak, o kadar güvendeler çünkü. Gerçi yavrularımün mesela gözleri çabuk hastalanıyor, merhem, damla filan yaparken bazıları ile yakınlaşıyoruz mecburen.
      Gözlemlediğim şu var: anne kedi dinlenirken yavruları kuyruğunu hafif sallayarak oynatıyor canını acıttıklarında miiyv diye acıdığını belli eden ses çıkarıyor, yavrular da hareketlerini yumuşatıyor.
      Herkese dediğim şu benim de: aaay deyin acıdığını belli edin, bu onları cidden etkiliyor.
      Bir de ben, yanlış, istemediğim bir şey yaptıklarında çok kuvvetli bir şekilde "şşşşııııııtttt" diyorum. Bu benim evdekilerde çok etkili bir ses. İlaç, şurup vs. içirirken bile hareketsiz kalıp, içiyorlar. O sese itaat ediyorla. Şükür tabii :)
      Siz de bunları deneyebilirsiniz.
      O yemeğe makarna suyu, haşlanmış sebzelerin suyu, sebze, mercimek, bulgur, havuç vs. de atıyorum değişe değişe. Tavuk ciğerini genelde güçlenmesi gereken hastalıktan çıkanlara yediriyorum. Pişirdiğim yemeğe çorbalık tavukların yanında akciğer katıyorum. Ona besleyici değil diyırlar ama eşim "et işte" diyor. Zaten dediğim gibi içini dolduruyorum suyun. Azıcık yağ da koyuyorum ve güzel koksun diye kekik ve bir kaç diş sarmısak atıyorum. Ki sarmısak zaten bağışıklık için faydalıymış. Sadece domates ve patlıcanın çiği zararlı olduğu için, ne olur ne olmaz diye yemeğe de katmıyorum. Benim evdeki kedimin biri yumurtanın sarısını yer sadece. Hepsinin huyu, suyu, ağız tadı bile farklı. :)
      Evdeki kediler sağlık sorunlarından sonra eve girenler. Şimdi iyiler tabi ama ev cadıları oldular.
      Blogda pek yazmıyırum bu aralar fakat instagram da bol bol kedi ve hikayelerini paylaşıyorum. Arzu ederseniz blogumda link var. :)
      Bizden size de kocamaan sevgiler olsun.

      Sil
    3. Ben de beni kucakta uyumak, kedi masajı yapmak ve yalamak için kullansın istiyorum. :) Isırmasın ama. :) Bugün hayır diye diye, şşşttt diye diye baya azaldı beni ısırmaları. Dediğiniz gibi o kocaman şşşttt sanırım çok etkili. Bi arkadaşımdan görüp denemiştim, bizimkinde de tuttu. Ama ay deyince de azaltıyo gerçekten. Hiç bilmeden öyle bi tepki vermiştim geçenlerde, dozunu azaltmıştı. O zaman aynen devam eğitime. ;)

      Valla ne yalan söyleyeyim, sizi bulduğuma çok sevindim. Sağolsunlar diğer kedi sever arkadaşlarım da çok yardımcı oldular. Ama herkesin tecrübesi, bakış açıcıs farklı. Çok teşekkür ederim. İşime yarar bilgiler verdiniz. Hele şu son yemekle ilgili önerilerinizi mutlaka değerlendiricem. Dediğiniz gibi zaten onun bunun suyu genelde ziyan oluyor. Ve özellikle domates ve patlıcanın zararlı olduğunu bilmiyordum. Çok çok teşekkürler. :) Mutlu ettiniz bu tecrübesiz kedi annesini. :)

      Instagram hesabınızı ekliycem hemen. Benimki de binabikk, kabul ederseniz sevinirim.
      Çok içten sevgiler, minnetler... :) <3

      Sil
    4. İnşallah güzel günler yakın o halde. :) kendimi tutamayıp yeni bir olayı paylaşmak istiyorum, umarım başınızı şişirmem. :)
      Geçen hafta oğlum telefonu ile salona geldi, beni bir arkadaşı ile konuşturdu. Konu aynı soru yine: kısa kollu tişortla bile duramıyoruz, el kol görünce haammmmm yapıyor dediler.
      Onlara da size yukarıda yazdıklarımı söyledim ben. Bu arada da benim erkek düşkünü Carrefour kedi kızım, yerde göbüş açıp oğluma cilve yapmaya başladı. Ben anlatırken o 'şııışşşşt' sesini de çıkardım ya. Yavrum pisim bi şoka girsin, nasıl bir şaşkın bakışla bakakalsın 'ben ne yaramazlık yaptııım şimdiii' diyor her hali ile. :)) Nasıl kahkaha attık oğlumla, sevdik onu 'yok annem yook, sana demediiik' diyerek. :)
      Tamam bu sondu, kaçtım ben. :)
      Size arkadaşlık yolladım instagramda. Orda görüşmek üzere ve rica ederim minnet ne demek. Bizden de kocaman sevgiler. :)

      Sil
    5. Yavruuum, o şşşttt kodu nasıl yer ettiyse artık. Kıyamam. Ama böyle bi kontrol mekanizması da şart. Yapacak bi şey yok. :)
      Hiç kafamı şişirmiyorsunuz. Bilakis, keyifle ve merakla okuyorum yazdıklarınızı. Ve instagram hesabınızdaki hikayeleri okudum. Bayıldım. İçimden keşke bunlar blogta da yazsa, hatta kitaplaştırsa diye geçirdim. Düşünmüyor musunuz böyle bir şey? :)

      Sil
    6. Ah çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Harikasınız, teşvik için ayrıca teşekkür ederim. :)
      Carrefour ve Julia'nın hikayeleri zaten bloga yazdığımdan alıntıydı.
      http://kediliteyze.blogspot.com.tr/2013/08/her-eve-bir-kedi.html
      Bu blogu açma sebebimi bu yazımda anlatmıştım. Şimdi olmayan kedilerimin unuttuğumuz güzel hatıralarını kaydetmek istemiş ve hikayelerini yazmaya başlamıştım. Ve evet bunlar ön taslak olsun, kitaba dönüşür mü ki diye hayallenmiştim. :)
      Şimdi olmayan kediden bahsedince mutlu son yok hikayelerde. Bu okuyanları pek üzdü. Mutlu bir ömür var ama bunu çok dikkate almadılar.
      Bu yüzden hatta yşayan kedi Carrefour' un hikayesine başlamıştım. Blogda üç kedinin tam, Carrefour'un yarım hikayesi yazılı aslında. Uzuuuun uzuuun hikayeler. Fakat bu yorumculardan dolayı blogdan soğuduğum için, çalınmasınlar diye onları da taslağa gizledim. Okumak isterseniz açarım, siz okuduktan sonra kaparım.
      Şimdi instagramda da aynı durum söz konusu. 4 sıra aşağıda Cuncur'umun hikayesi var. O evdeki bir numaralı aşkım. Hikayeye bakmıyor, hikayenin içinde geçen kayıp ya da ölen kediye takılıyor, ben ona üzüldüm diyor. Yakında orda da bırakırım sanırım. :(

      Her canlı Allah ona ne kadar ömür verdi ise onu yaşar. Hepsini eve almamıza imkan yok, sahiplendirmeye de artık hiç inancım yok benim. Çok az insan bir hayvanın her türlü sıkıntısına katlanıp, ölünceye kadar sahip çıkıyor. Diğerleri çok kolay vazgeçip sokağa ya da barınağa atıyor. Bunlar, o canlara yapılan en büyük kötülük. Eve alışık, sokağı tanımayan bir canı terketmek çok büyük bir depresyon onlar için. Bu yüzden eve alışmasınlar daha iyi bence. Hepsine ev bulmaya asla imkan yok çünkü. Biz elimizden geleni yapıyoruz, yaşatacak olan sadece Allah. (Hikayede geçen kedilere kafayı takanlar için bu kadar söz)

      Fazla gerçekci ben, olanı olduğu gibi anlatmayı tercih ediyorum sanırım. Yani sadece olan olayları eh fena anlatmıyorum galiba, bir de mutlu sona döndürsem sorun olmayacak belki o da bana gerçeğe ihanet gibi geliyor. Kurgu yok bende :) bu olay böyle yaşandı, niye değiştireyim ki kafasında oldukça benim hikayeleri kimse okumaz. :(
      Bizim evde bir espri var:
      Ben twitterda niye yokum? Hiç bir şeyi kısa anlatamadığım için. :)
      Yani bu konuda epey dertliyim, döktürdüm. :)

      Sil
    7. Ben teşvik için söylemedim kesinlikle. Yazılarınızı roöan okur gibi okudum ve hiç mi hiç eğreti durmamış kedinin dilinden anlatımınız. Sanki gerçekten kedi anlatıyormuş gibi hissettim ve çok hoşuma gitti. Bence siz bakmayın hiç o olumsuza takılanlara. Hikayenin bütünü, anlatım tarzı, samimiyeti, akıcılığı önemli. Bu arada bendeniz de Alman Dili Edebiyatı alanında masterlıyım, tez konumda karşılaştırmalı kadın edebiyatı üzerineydi. Diyeceğim o ki, iyi kötü anlarım iyi anlatımdan. ;) Siz tam gaz devam edin ve napın edin kitaplaştırın bunları derim nacizane. Birçok kedi sever bayıla bayıla okur kitabınızı, hiç şüphem yok.

      Bu aradaaa, aynı dertten müzdaribim. Twitter hesabım var, ama paylaşım sıfır. Çünkü kısa anlatamıyorum, sevemiyorum 140 karaktere sığdırmayı içimdekileri. Varsın dursun öööle boş boş kenarda nabalım. Biz de böyleyik. Kısa yazabiliyoduk da biz mi yazmadık. Heç!!! ;)

      Sevgiler... :)

      Sil
  25. Ay ne tatlı şey o :D Aman Maşallah diyeyim de nazar değmesin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ablası çok tatlı evet, şu dakikada acık cadılığı, yaramazlığı üstünde o ayrı tebi. :) Geceleri içine şeytan kaçıyo bi nevi... :)

      Sil
  26. MAŞALLAH PİA ' ya çok tatlıymış şimdi daha da büyümüştür yorumunuzu okuyunca gidip bakayım tanışayım güzellikle dedim:))
    BADEM'imiz 9 yaşın da artık sakinledi ama ara da bir kedi olduğunu hatırlıyor hatta büyük amcalarına bile özeniyor Çocuğum sen aslan değil kedisin işte diye hatırlatıyoruz biz de:)))
    fırsat buldukça uğrayacağım mutlu oldum ziyaretinize.
    Ayın 25 in den den sonra bir iki ay çok sık giremeyeceğim nete (Diyarbakıra gideceğim nasipse eylül başı torun geliyor:))ama fırsat buldukça da dolaşırım. kucak dolusu sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiniz. :)
      Evet büyüdü tabi. Ama yaramazlıkları halen devam ediyor. :) Eskisi kaar olmasa da. Geçen gün balkondan uçma çalışmaları esnasında alt balkona tutunup kalmış mesela. :) Allahtan bi şey olmadı. Şimdi en azından balkon mermerlerinde gezinmiyo, iyi oldu.
      Ama Badem de çok asil görünüyor maşallah. Umarım sağlıcakla, kolaylıkla kavuşursunuz torununuza. <3
      Her zaman beklerim. Sevgiler... :)

      Sil
  27. Kediniz o kadar tatlı kiii, çocuğunuzun şanslı olduğunu belirtmek istiyorum. Tek çocuk olduğum için hep hayvanlara daha düşkün oldum. Korktuklarımı bile içten içe sevip, beslemek isterim. Onların insanı olmak isterim :) Evde hiç kedi bakmadım ama eminim mükemmel bir duygudur. Güle güle büyütün :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :) Büyüdükçe yaramazlıkları ve sakarlıkları çoğaldı tabi. Biz de çok acemiyiz bu konuda. Düşe kalka öğrenmeye çalışıyoruz bakalım. Ama sabah kalkınca o mahmur haliyle kucağa alıp, onyüz defa boynundan öpmek, işte o kısmı bal börek. <3 <3 Öpülmeyi pek seviyo da bizimki. ;)

      Sil
    2. Çok sevecen bir kedi sanırım, çünkü çok aksi ve sinirlileri de olabiliyor. İnsan gibiler, hepsinin karakteri farklı. Benim için de bolca sevin :)

      Sil
    3. Kesinlikle binbir çeşit kedi huyu var. Bizimkinin de damarına basarsan inadı var. Boğa burcu mu nedir. :D Ama öpülmeyi, sevilmeyi çok seviyor. Hatta kucağıma ilk aldığımda veterinerde başını zorla avucuma sokmuştu kendini sevdirmek için. <3

      Sil
    4. O kadar tatlılığın sevdirmenin yanında, küçük dikenler de olsun, onlar da lazım :D İyi ki sahiplenmişsiniz :))

      Sil
  28. Aynen öyle. Aslında onun halen bir bebek olduğunu aklımızdan çıkarmadığımız sürece sorun yok. Hoşgörü eşiğimiz artıyor o zaman direk. ;) Hem de bizimki çoook meraklı bir bebek. Neyse ki gittikçe daha temkinli olmaya başladı, öğreniyor artık.

    Yalnız sizdeki sevgiyi o kadar hissettim ki, keşke Bursa' da olsa da arada sevebilse diye geçirdim içimden inanın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, zamanla biraz daha sakinleyecektir ama küçüklük zamanları en tatlı olduğu zamanlar olsa gerek. :) Çok naziksiniz teşekkür ederim, güzel olurdu :)) Neyse ki okul kampüsünde bir sürü kedicik var da, sevme ihtiyacımı gideriyorum :)

      Sil
    2. Aslında bu resimlerde gördüğünüz zamanları en tatlı halleriydi. Gelip gidip mırmır uyuyodu kucakta. Ama aynı zamanda da kontrolsüzdü tabi. Şimdi daha abla oldu. :)
      O zaman süper! Çok sevindim sizin adınıza. ;)

      Sil
  29. Hayırlı olsun o zaman. 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah be tatlım hayırlı oldu, benim için çok hayırlı oldu. Ama Hakan'la bi türlü uyum sağlayamadılar. Muhtemelen sadece hafta sonları gelip giden bi yabancı olarak algıladı onu, kafası karıştı şehir dışında çalıştığı için. Çok farklı davranıyordu Hakan'a karşı. Bir süredir kedisever bi aile bakıyordum, sonunda buldum. Hep kediyle yaşamış, hatta kısırlaştırmayı da düşünmeyen bir aile. Tam da ben operasyon için randevulaşmışken. Bir yandan sevindim Pia için, doğasını yaşayabilecek diye. Ama öte yandan hala adını söylerken bile yüreğim, burnum, her yanım sızlıyor. O kadar özlüyorum ki onu, kokusu burnuma geliyor. :( Dört gözle bakamıycaz gelin alın demelerini bekliyorum, ama hiç öyle bir umut yok. Arada arıyorum, haber almak için. Yeni sahibinin kucağında uyuyormuş, 3. kızımız oldu bizim diyorlar, resmen kıskanıyorum. :) Ama bu kadar sevildiği ve alıştığı için de çok seviniyorum tabi. Bu hafta sonu görmeye gidicez kızımızı hatta. :) Zaten arada görme ve bakamazlarda geri alma şarıtla sahiplendirmiştik. Bakalım, alışırım inşallah yokluğuna... :/

      Sil
  30. Bir kopegimiz var nisanlimla ama kedi de o kadar cok istiyorum ki ilerde tamamiyle duzenimizi oturtunca sahiplenmeyi dusunuyoruz sokakta hali hazirda bi kiz var beslerim severim mir mir pek bi tatli kendisi bizim evi korur o incecik haliyle patiler diger kedileri almak istiyorum eve dusunuyorum da ama bilemedim hayvan sevgisi cok baska bizim de bi oglumuz var tabi o kocaman kedilerle pek iyi anlasamaz anca yavru bulup sahiplenmek lazim o zaman koynunda bile yatirir heralde:) cok guzelmis kediniz saglikla buyusun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında köpek bakımı daha zor gibi gelir bana. Havlaması, kemirmesi vs. Apartmanda zormuş gibi geliyor uzaktan. :) Kedi bakımı bile kedinin huyuna suyuna çok bağlıymış. Onu öğrendik. Sahiplenme konusunda da haklısınız. Ortalıkta bakıma muhtaç o kadar çok kedi var ki gerçekten. Bir önceki yorumda anlatmıştım, yeni bir aile bulmak zorunda kaldık biz Piaya. Şimdilik mutlu bakalım yeni ailesiyle. İnşallah hep öyle olur. Sevgiler. :)

      Sil
    2. Aaa son yorumu gormemisim malesef cidden cok uzuldum o hissi biliyorum cunku bizim oglan da kayinvalidemde su an mecburen yeni evimize gecene kadar bizimki bebek gibi kediden farksiz gerektiginde havlar uyarir sadece ama dediginiz gibi kipek insandan farksiz bahceli eviniz olsa bile gezdirmek ya da oynatmak zorundasiniz enerjisini atamazsa bahceyi talan ediyor malesef ama tam bi bebek bizimki gercekten 1.5 yasina geldi ama hala oyle kafasini sokusturur elimizin altina bakar boyle oturup cok uzuldum sizin de vermek zorunda kalmaniza umarim bidaha birgun istediginiz gibi minik bi kedi belki tekrar Piayinsahiplenirsiniz sakin uzmeyin kendinizi onun mutlu oldugunu gordukce zaten siz de seviniceksiniz hep:)

      Sil
    3. Ayrica soyle bir sey onerebilirim eger ki oglunuz hep bir evcil hayvan istiyorsa ve siz de Pia icin eminim hala cok uzuluyorsuniz bir kopek sahiplenin kucuk cins olmasi en iyisi olur sizin icin apatmanda bakilabilecek en iyi irklar kucuk irklardir tuy dokme sorunu bakimindan ve bi kere bi insani gorunce kopek bir daha o kisiye havlamaz sevdirir kendini esiniz icin de kopek sorun olmayacaktir kucuk cinsi gezdirmenize gerek yok ama tuvalet icin mukakkak bi kapinin onine sabah aksam indirmelisiniz bu bile sorumluluk aslinda gibi gelebilir demiyorum bana bile kulfet gelmiyor degil yani enerjisini evin koridorunda kostururken bile atabiliyorlar:) eger ki niyet ederseniz boyle bir seye her turlu bilgiyi veririm:) Bursa'da bircok barinak var biz Izmir'de yasiyoruz normalde ama tatillerde hep geliyorum malesef burda o kdar barinak yok Bursa'da emin olun sokak hayvanlarina daha iyi muamele gosteriliyor ve barinaklar tarafindan sahip cikiliyorlar muhakkak goz atabilirsiniz ya da anne alti yontemino belki bir ciftlige gitmeyi de tercih edebilirsiniz:)

      Sil
    4. Çok teşekkürler empatiniz ve yardımsever yorumunuz için. :) İşin aslı 2 gün öncesine kadar çok üzülüyordum. Durup durup ağlıyordum aklıma geldikçe. Ama önceki gün Pia'yı ziyarete gittik. Aileye alıştığını, evin küçük kızıyla panpa olduğunu görünce biraz kıskansak da ;) çok rahatladık. Hatta birlikte uyuyorlarmış evin kızıyla. Samimiyet diz boyu yani. :) Ve ancak onun o halini görünce azad edebildim Pia'yı. Çok mutlu oldum. Başka bir kedi sahiplenmeyi düşünebiliriz aslında. Sakin, hatta miskin bi kedi olabilir. Ama köpek yine de beni ürkütüyor küçük de olsa. Yapabileceğimi sanmıyorum. Arkadaşımın da var minicik bi cadısı. Çok tatlı gerçekten. Ama herkes yapamaz bence. Sevgiler İzmir'e. Bursa'ya gelirseniz bekleriz o zaman. :)

      Sil
  31. Dur bir yorum yazayım da,yukarıdakilerin hepsini bir okuyayım.Öncelikle aramıza hoş geldiniz.En kolay bakılan hayvana ulaşana kadar,en zorlarını denemişsiniz.Aynı yollardan - caviamıdır nedir o hariç :)) - geçmiş bir anne olarak oh be şükür modunda yaşıyorum ben de üç yıldır.Evlenene kadar hep kedili evde yaşadım ama eşim tiksindiği ve korktuğu için kendi evime alamamıştım.Çocukları da tıpkı sizin taktiklerle oyaladım yıllarca.Sonra bir gün bir küçük olayı bahane edip kavga çıkardım ve eşime küstüm.Gölgelerin ay pardon,kesilerin gücü adınaaa,güç bende artııkk naraları atarak annesiz yavrumu evlat edinip eve getirdim.Oy oy oy şimdi Çapi yatağa gelmezse eşim uyuyamıyor.İki ay önce aynı sizin yumurcak gibi bir yavruyu sahiplenmek istedim ama bu sefer yemedi eşim.Sizinkini görünce önce o sandım ama baktım tarihler tutmuyor.Sizin yumurcak tuxedo cinsi.Dünyanın en akıllı kedi cinsidir.Ayrıca gözleri en fazla açılabiken kedisidir.Sahibine uğur getirdiğine inanılır.Çok oyuncudur ama eğitilebilir ve komut alabilir.Aaa,şimdi üstteki yoruma takıldı gözüm galiba vermişsiniz.Önce yorumları okuyayım o zaman,görüşürüz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz de hoşgeldiniz Sevda Şahin. :) Samimi, esprili yorumunuzla mutlu ettiniz. <3 Teşekkür ederim.
      Sizin hikayenin sonu daha entrikalıymış yalnız, gölgelerin gücü falan karışınca tebi. ;) Bizim kedinin cinsini ilk sizden duyuyorum ve evet, tam dediğiniz özelliklere sahip bir kediydi. Aklı kendinden büyüktü ve çok hareketli, hatta ortalığı sürekli kırıp dökecek derecede hiperaktifti. :/ Yukarıda yazdım yorumda, bir süre sonra özellikle eşimi terörize etmeye başladı. Ve eşim sonunda sahiplendirelim dedi. Çok üzülerek, ağlayarak onu yeni ailesine teslim ettim. :'( Günlerce kokusu burnumdan gitmedi. Sonra gittik gördük yeni evinde, ne kadar uyum sağladığını, mutlu olduğunu görünce rahatladım nisbeten, ama kedisiz de yapamadım bir daha. Vesselam döndü dolaştı, bize de çok sakin, uyumlu, kibar bir kedi denk geldi evindeki diğer kedilerle anlaşamayan. Eşim razı geldi ve şimdi çok mutluyuz. Eşim de çok sevdi. Her ne kadar Pia'yı hala çok özlesem de, haberini almak, iyi olduğunu bilmekle yetiniyorum ve Pamuk'la teselli buluyorum. Onun bize gelmiş olmasına sürekli şükrediyorum. <3 Herkes yerini, kendine uygun aileyi buldu anlayacağınız, mutlu son... :)

      Sil
  32. Asla ama asla bir köpek almayın,çünkü bakımı çok zor.Ben köpek de baktım,her şeyi sorun olacak.En basitinden havlıyor diye komşularla papaz olacaksınız.Kedi alacaksanız beyazlı tekir alın,bizim Çapi'nin türü.Sokaklarda vardır bir sürü.Tekir gibi ama eski kediniz gibi maskeli,yüzünün bir kısmı ve karnı beyaz olanlar.Son derece yumşak huylu ve uyumlu olurlar.Genlerinde Van kedisi geni vardır.Bu türün kötü huylusuna rastlamadım daha.Bende var,kız kardeşimde var,komşumda var,emekli olmadan önce iş yerimde baktığım kedim de bu türdü.Kız kardeşimde üç Siyam,bir sarman bir de beyazlı tekir var.Sorarsanız beyazlı tekir en baştadır,oysaki eve en son o alındı.Umarım fikir verebilmişimdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok, köpeğe cesaretim yok evde. Zaten dediğim gibi uyumlu başka bir kedi sahiplendik. Ben dediğiniz gibi beyaz bir tekire talip olmuştum, ama cins denk geldi bu sefer. Sahiplendiren bayana Pia'yı neden sahiplendirdiğimizi anlatınca tekiri değil de Pamuk'u önerdi bize. Ve gerçekten de çok uyumlu, nazik bir kedi çıktı. Masajlar mı yapmıyo, oramızı buramızı yalayıp peeling mi yapmıyo. Bi şey istese bile kibar kibar, saldırgan değil hiç. Bizim öbür kedi sakin huylu kedi grubuna mı giriyor o zaman? Maskeli göbeği beyaz? Yalnız bizim öbür kedi annesizdi aldığımızda, travmadan dolayı öyle olmuş olabilir, bilemiyorum. Çok ilginç bilgiler veriyorsunuz yalnız, hiç duymadığım, ansiklopedi gibi. :) Tam da benim gibi meraklı Melahat birine. Minnet duydum... <3 <3

      Sil
    2. Sizin öbür kedi derken Pia'yı mı kasttetiniz anlayamadım.Eğer öyleyse,yok Pia tuxedo cinsi.Beyazlı tekir de tuxedo da maskli kediler ama birbirlerinden çok farklılar.Tuxedolar yani Pia ,evin hakimi ve karar vericisi olmak ister o yüzden eşinizi hakimiyeti altına almak için terörize etmiştir o.Yeni bir kediniz olmasına çok sevindim.Gerçekten insan kokusunu özlüyor.Tüm kediler bebek kokuyor diyorum,kedisi olmayan arkadaşlarım inanmıyorlar.Kokmuyor mu ama??Jason Galaxy diye bir adam var,onun videolarını takip ederim ben,kediler hakkında çok şey öğrendim ondan.Kesi psikoloğu.Bir de cinsler hakkında çok okudum.Benim kedim de iki günlükken yetim kalmış ama dünyanın en iyi huylu kedilerinden.Bu türün özelliği.Sokak kedisi diye bir şey yok biliyor musunuz?Tüm kediler cinstir.Genetik yapılarından dolayı mutlaka bir cins özelliği taşıyarak doğarlar.Tekir diye de bir cins yoktur,tekir tüy desenini betimler.Bizim tekir dediklerimiz aslında Amerikan kısa tüylü denen cinstir.Eheheheee,merak işte.Aklınıza takılan bir şey olursa sorun,cevaplamaktan onur duyarım valla.

      Sil
    3. Günaydın. :) Sabah sabah mutlu oldum cevabınıza. <3 Kesinlikle dediğiniz özellikteydi Pia, evin sahibi gibiydi. Herşey onun keyfine göreydi ve çok agresif ve talepkardı her zaman. Öyle olmasına rağmen çok özlüyorum hala kokusunu. Kimse bilemez o kokuyu yaşamadan gerçek olduğunu. Şimdiki kedimiz cins, ama onda o koku yok mesela. Daha çok rus kraliçesi gibi kokuyo şimdiki. :D Rusya'dan getirilmiş, sonra da bi eve sığamamış yavrucuk diğer kediler yüzünden. Neyse şimdi mutlu. Ama Pia'nın tam tersi huyu suyu. Tam bizim evin enerjisine uygun. Stressiz, uyumlu, kibar, kavgası dövüşü, agresifliği hiç yok maşallah. Garfield'ın dişi versiyonu gibi. :D Bir nevi ailenin parçası oldu huyuyla suyuyla. <3 Kedilerin hepsinin cins özellikleri olduğunu biliyordum. Ama mesela şu Tuxedolarla sizin dediğiniz beyazlı tekirleri nasıl ayırt edicez, onu pek anlayamadım. :/ Jason Galaxy'i izliycem, teşekkürler dikkatimi çektiğiniz için. Ve deee üşenmeyip, bu kadar çok bilgi ve tecrübeyi paylaştığınız için... <3 <3

      Sil
    4. Ya hata ben de,tuxedolar siyah beyaz oluyorlar,beyazlı tekir de tekir desenli ama yüzünün yarısı ve göğüsü beyaz oluyor.Pia biraz grimsi ama o da melez olduğu için.Okuduğunuz için ben teşekkür ederim asıl .

      Sil
    5. Teşekkürler... <3 <3 Sevgiler.

      Sil
  33. http://sazcaz.blogspot.com.tr/2015/11/eve-kedi-almak.html

    tesadüfen ulaştığım yazınızın, bloğumdaki yazımla ne kadar benzer olduğunu görüp gülümsedim. sizinle paylaşayım istedim. kedi gerçekten eşsizmiş.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okudum yazınızı. :) Gerçekten birebir diyebilirim. Teşekkürler paylaştığınız için. Sevgiler. :)

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(