16 Eylül 2015 Çarşamba

Yol verin gitsin...




Geçtiğimiz günlerde çooook eski defterleri bi vesileyle kurcalamam icap etti. Kurcalarken de kendime nelerin yapılmasına izin verdiğimi, ne öküzce davranılmasına göz yumduğumu hatırladıkça şu an bambaşka bir hayatım olmasına rağmen, bugün bile içim acıdı abartısız. Nasıl bir halet-i ruhiye içinde, nasıl bir kör aşkla bu bencilce davranışlara izin verdiğime inanamadım düşündükçe. Hal böyleyken de haddim olmayarak ve anlayışınıza güvenerek, henüz öbür yarısını bulamamış, onun bunun yanında bencileyin embesilce muamelelere maruz kalmayı normal görmeye başlamış güzelim genç kızlara seslenmeyi vazife gördüm kendime: 

Heeeyyy genç kızlar, size diyoruum! Bırakın sizi siz olmaktan çıkaran, kendi doğru ve tercihlerini size dayatmayı hak gören adamları. Bırakın bir arkadaşınızla kahve içip, sohbet ediyoken bile izin alma, hesap verme zorunluluğunu hissettiren maçoları. Bırakın
ojenizi rujunuzu sildiren, saçınızı toplattıran, pantolonunuzu bollaştıran, durmadan sanki siz salakmışsınız da, nerede nasıl giyineceğinizi bilmiyormuşsunuz gibi yakanızı bağrınızı toparlayan haddini bilmez, özgüvensiz erkekleri. Bırakın attığınız adımın hesabını soran, ama kendisine nerede olduğunu sorduğunuzda celallenen egoist hadsizleri. Bırakın bir konuda farklı düşündüğünüzde heeemmen bağırarak, efelenerek üste çıkıp, içindeki boşluğu böğürüşleriyle kapayan ayıdan evrilmişgilleri. Hatta bırakın en ufak bir tartışmada konuşmamayı, kaçmayı, susmayı, triplenmeyi marifet sayıp, konuyu günlerce süründüren, çözüp de bi huzur vermeyen dallamaları. Bırakın sizi sevdiğini, özlediğini söylemeyi eksiklik görenleri, 'Bilmiyo musun işte, seviyoz ya, ha bire söylemek mi lazım?!' cıları. Bırakın sizinle çıkmaya söz verdiği halde son dakika arkadaşlarını, o çok sevgili panpalarını tercih edip, sizi ekmekte beis görmeyenleri. Bi de üstüne siz panpalarına tepkilisiniz diye sizi suçlayanları. Bırakın sizi olduğunuz gibi beğenip, sevip, yıllar içinde her bi şeyinizi değiştirerek, sizi maymuna çevirip, ışığınızı söndürüp, üstüne bi de aldatan, yüreği çürümüşleri... Bırakın gözünüzü seveyim. Kendinizin farkında, bunları hak etmediğinizin bilincinde olun. Bir an önce kurtulun o kerestegillerden ve HAYAT'a, zamana güvenin.

Şu yaşıma geldim, şunu iyice öğrendim ki, dünyada aşık olunacak, aşık olmaya, teslim olmaya, birlikte mutlu olmaya değecek adam çok. Bilirim ama, o yaşlarda hiç de öyle değildir görünen köy. E haliyle de kılavuzluk etmeye kalkan tecrübe etmiş, dili yanmış sevdiklerini de elinin tersiyle itiverirsin bi çırpıda kolayca. Yanındaki maçoya o kadar aşık olursun ki, onun dünyada senin için yaratılmış tek adam olduğunu sanırsın; gözlerin kör, kalbin taş olur başkalarına. Çok iyi bilirim hatta. Ama gün gelir, karşına öyle birileri çıkar ki, sana ne kadar özel olduğunu, kadın olduğunu hissettirir dibine kadar. Sana güvenir. Hasta mısın, usta mısın, mutlu musun diye gözünün içine bakar. Seni kolunda taşımaktan gurur duyar, gözlerinden, duruşundan anlarsın. Eksiklerini örter, güçlü yönlerinle gurur duyar, elinden tutar, yukarı çeker. Gücüne güç katar tam anlamıyla. Dünya yansa, akşam onun nefesiyle buluştuğunda, omuzuna yaslandığında, uykuların huzur dolar. Giydiğine de, takıp takıştırdığına da, sürüp sürüştürdüğüne de saygı duyar. Nerede kiminle olduğunun kararını, seçimini sana bırakır. Sana hak ettiğin saygıyı, değeri sonuna kadar verir. Toprak olur senin gibi her güzelliği içinde saklı tohuma, gübre olur. Yeşerir, rengarenk açarsın o sevgi dolu toprakta. Ve insanlar sana bakıp, yıllara meydan okuduğunu, hiç yaşlanmadığını, şarap gibi, günden güne güzelleştiğini söyler durur hayranlıkla. Bilmezler ki o gördükleri, yaşadığın sevgidir, içindeki mutluluktur, güvendir, huzurdur. Bilmezler ve inanmak istemezler ki, kadın mutluysa güzeldir; yüzü gülüyorsa gençtir, hayat doludur.

Doğru insanla hayatı paylaşmaya başladığın her gün, her an anlarsın, zamanında sımsıkı tutunduğun, hayatının aşkı zannettiğin özgüven fukarası zat-ı şahanelerinin ne büyük bir yanılgı olduğunu ve HAYAT'ın seni ondan ve seni sürükleyeceği silik sönük, ezik ve mutsuz yaşamdan koruduğunu. Ve HAYAT'ın seni senden ve kendi tekinsiz, yanlış düşüncelerinden, duygularından bile koruduğunu bilerek güvenle, huzurla şükredersin, şükredersin...

Yol verin gitsin kızlar! Acılı da olsa gitsin. O acı geçer, biter. Hayatınız, özgürlüğünüz, özgüveniniz, kendi seçimleriniz kalır geriye. Gitsin ki, hayatınızı daha da fazla çalmasın, meşgul etmesin. Gitsin ki, sizi hak eden; yeniden renkleri, çiçekleri, hayatı hissetmenize, yeniden şarkılar söylemenize vesile olacak, adam gibi adamlara yer açılsın vaktiyle...

***********************************
Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır.


32 yorum:

  1. Kalemine sağlık mimikli böcüşüm:) valla çok önemli bir konu bu, daha bugün Sözcü'de gördüm, hani mafia babasının psikopat oğlu var ya, sevgilisinin ağzını, burnunu kırmış, patlatmış, morartmış şimdi bu adamı mahkeme serbest bırakmış ama en ilginci kız da oradaymış herifi - magandayı diyeyim- alkışlamış!

    İşte bunlar senin yazında konu ettiğin tipler. Kimi senin gibi aklı başına geliyor, kimi ise asla ıslah olmuyor, böyle psikopat ruh hastası maço tipleri çekici buluyor ve bağlanıyorlar, sado-mazo bir ilişki yaşamaya başlıyorlar, sonu ya ölüm, ya iyice akıl hastası olmak.

    Dağlarda PKK'lılara katılan, İŞİD e katılan zeka özürlü kızlar var ya işte onlarda da bu hastalık var, bir ara araştırdım hatta bloğumda yazdım 'katillere aşık olan kadınlar' diye, meğer işin aslı başkaymış, psikologlar, doktorlar araştırmış ta ilkçağlarda beynimizdeki kodlardan oluyormuş bu, adı da HİBRİSTOFİLYA diye bir hastalık, ilk çağlar, mağara devri çok geride kaldı sanıyoruz ama genetik kodlarımızda hala varmış :( Stockholm Sendromü de (biliyorsundur onu zaten ) ama sanırım hibristofilya çok bilinmiyor (ben de daha birkaç ay önce o yazım için araştırma yaparken tesadüfen buldum) - ay bu arada çenem düştü:))

    Velhasıl kocadan dayak yiyip ayrılamayan, boşanamayan, sonunda geberen kadınlar işte senin yazını okusalardı evlenmeden önce işe yarardı, gazeteleri görüyoruz cinayete kurban giden kadınların katili büyük çoğunluk koca - eski koca - sevgili - eski sevgili.

    Kısaca hibristofilya ve Stockholm sendromünden uzak durmalı kızlar, yazık ilerideki katilleriyle evlenmesinler, ilerideki katillerine aşık olmasınlar :( ben hep derim genç kızlara " Kızım şöyle piç, maço tip değil, Ediz Hun gibi eli yüzü düzgün, insana GÜVEN duygusu veren, temiz yüzlü tiplere aşık olun" fizik önemlidir, psikopat tip vardır, klinik tip vardır, bakışları, gözleri güzel güzel bakan, böyle kediyi, köpeği sevsin ne bileyim ya belli olur işte ....

    sevgilerimi bıraktım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Müjde, bayıldım yorumuna. Valla kardeş senin bloğuma kattığın rengin, emeğin karşılığı yok. İyi ki varsın, minnettarım. <3 <3

      Çok haklısın, özellikle de öfke kontrolü olmayan maçolardan çıkıyo zaten dediğin vakalar. Yalnız bu Hibristofilya ilginçmiş. Hiç duymamıştım inan. Hatta geçenlerde Işid'e katılmaya giden Alman kızları okurken bayaca bi düşünmüştüm, bu nasıl bi ruh hali ola ki diye. Demek genetik arızaymış. Zaten ona bakarsan her bi anlaşılmaz abuk davranışımız o ilkel kodlara dayanmıyo mu mirim. Kenarda köşede kalıyo işte bi şekilde, sonunda da zamana uymasa da yapacağını yaptırıyo insana.

      Neyse, şimdi ben yeni öğrendiğim bu özel kelimeyi hemmen bi cümle içinde kullanıp pekiştireyim o halde: 'Ben Hibristofilya gördüm. Ben Hibristofilya severim.' :D

      Seviyorum seni de Bücürük'ü de... :)

      Sil
  2. vaaow harikaydii yol verelim yaaa off zaten hic sevmem oyle Maçolugun ve bilumum sahiplenmenin *kunu cikaranlari. eline saglik . kizlar akilli olsunlar. ♥♥♥♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kreatifim Bugım, tam senin sayfan açıktı önümde, Gitarın Şeysi yazın, ben okuyup, yorum atamadan sen damladın yine. Cansın valla sen, can can. <3 <3

      Sil
  3. Ah ne doğru söylemişsin..

    Kıskanıyor diye mutlu olanlara inanamıyorum hele. Allahım o ne hastalıklı bir şeydir.. Sizi annenizden bile kıskanıyorsa , ardınıza bakmadan kaçın anacım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He bi de o türler var di mi, kardeşinden, kız arkadaşından, izlediğin filmden kıskanangiller. :) Aynen, gördüğün yerde topuklamaca, bence de. ;)

      Sil
  4. Akıllı insan yaşadıklarından tecrübe alırmış
    Daha akıllı olan ise başkalarının yaşadıklarından
    Direkt , ömrü mahvetmeden gelin bunu okuyun yolunuzu öyle çizin denilebilir bir yazı bu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaah ahh Kadriyecim, keşke daha yaşarken uyanıp kısa kesebileydik. Ama boşa dememişler aşkın gözü kördür diye. Gerçekten öyle. Şimdi de etrafımda öyle kızlar görüyorum. Alışverişe giderken bile izin alan, dakika dakika rapor veren, üzülüyorum. Umarım birkaçı bile olsa okur da, ayar belki. Öpüldünüz ayrıcana... <3 :)

      Sil
  5. kıskançlık başa bela.. benim herifte kıskanıyor yav. hepi topu 1 tane arkadaşım var görüştüğüm. bi onunla gezmeme bişey demiy :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyy, kardeş senin işin de zor o zaman. Allah kolaylık versin ne diyelim. Kesinlikle zor bi durum. Ama şimdi eşinin hakkını da yemeyelim. Benim bahsettiğim tiplerde çok daha fazlası mevcut. ;) O kadar da değildir sanırım...

      Sil
  6. ah bunları doğu ve güneydoğudaki kadınlar bi yapabilse ne güzel olur ama şansları yok ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa haklısın Deep. Onların malesef tercih şansları yok genelde. Hiç değilse burda yapabilecek olanlar ciddiye alıp yapsa...

      Sil
  7. valla bir dönem bir terkedilme evresi yaşadım. şimdi terkedildiğime şükrediyorum. ohh be kendin olmakk.. ohh be seni kendinle kabul edip sevenlerle birlikte olmak.. ohh miiss ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek benzer şeyler yaşamışız. Biz ucuz atlattık çok şükür. De inatla atlatılması gereken bir durumda olduğunu idrak edemeyen maço severler var malesef... ;)

      Sil
  8. Ne güzel bir konu ve sen ne güzel yazmışsın. Umarım genç kızlar yazını okuduktan sonra beraber oldukları erkeğe daha objektif gözle bakmayı başarırlar. Derler ya yüzü güzelle bir gün, huyu güzelle bir ömür geçermiş. Ve ne yazık ki erkeği tarafından kıskanılıyor olmak bir çok kadın için övünç vesilesi. Bir arkadaşım var, ikinci evliliğini bitirdi bir süre önce. Birincisi evden dışarı çıkarmayan bir hödük olduğu için bitirmiş iki çocuktan sonra evliliğini. İkinci eşi eskisinin tıpatıp aynısıydı. Hep şikayet ederken aynı zamanda da kıskanılıyor olmaktan gururlanıyordu üstelik bunu çok güzel olmasına bağlıyordu.Sonunda yok balkona çıktın yok kısa giydinler şiddete dönünce boşandı. Adam kapıya dayanıp tehditler savurduğunda bile vazgeçilmez olmasına bağlıyordu bu psikopatça davranışları. Sevgili Müjde'ye katılıyorum bu işin temelinde yanlış kodlanma var. Kadınların özgüven sorunlarını çözmeleri gerekiyor bence. Kadınlar, erkeği kendilerini koruyacak, yönlendirecek, yaşamlarının kontrolünü elinde bulunduracak bir güç olarak görmek yerine, birlikte eşit şartlarda ama kadın ruhundan anlayan adam gibi adamlarla olmalılar. Ve dediğin gibi " insanlar sana bakıp, yıllara meydan okuduğunu, hiç yaşlanmadığını, şarap gibi, günden güne güzelleştiğini söyler durur hayranlıkla. Bilmezler ki o gördükleri, yaşadığın sevgidir, içindeki mutluluktur, güvendir, huzurdur. Bilmezler ve inanmak istemezler ki, kadın mutluysa güzeldir; yüzü gülüyorsa gençtir, hayat doludur." Evet, özgür, mutlu, huzurlu, sevildiğini bilen, özgüveni olan kadın güzeldir.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumunuz için. Çünkü üşenmeyip yazdığınız arkadaşınızla ilgili örnek, yazıyı okuyan ve benim bir zamanlarki halim gibi her şeyi toz pembe görme, ya da hiç görmeme eğilimindeki genç kızlara bir şeyleri idrak etmeleri yolunda çok faydası olabilecek bir ibret tablosu olmuş. Allah kimseyi gözünü kör, kulağını sağır, aklını yok edecek kadar aşık etmesin. Tekrar teşekkürler. Ve yine diyorum, yazdı mı yazıyorsunuz gerçekten. Ve ben sizi okumaktan büyük keyif alıyorum. Sevgilerimle... <3 <3

      Sil
  9. Hay kalemine sağlık! Ne güzel de anlatmışsın! İşte o kadar yol ver gitsin! Acı da olsa... Yaşarken acı verse de zamanı geldiğinde be kadar doğru bir şey yaptığını anlıyor insanoğlu... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aman da efenim kimler gelmiş. ;) Ne de iyi etmiş de gelmiş. Kahven nasıl olsun Pesephonecuğum? <3 Sevgiler benden... :)

      Sil
  10. Mimikli böcüğüm :) ne güzel bir konu bu böyle yazını da sevdiğim dostları yorumlarını da okudum, böcürükveben tüm yazılarına bayılırım süper bir yorumla başlatmış olayı:) blogcanlar aynen devam etmiş.
    Oldukça derin konulardan biri hani 1-2-3 diye yazı dizi olacak şekilde hatta senin akıcı, yanıbaşındaymış hissi veren kaleminle olay bir kitaba uzanır gider ( senin kalemine de çok yakışır )
    Kadılar ilk önce şu meşhur EL ALEM takıntısından kurtulmalı işin komik yanı çekindiği kişilerden kendinden farklı değil:)
    eğer sorununu gelip çözen bir çevrede değilsen zaten onların diyeceği her lafı sallayacaksın en köşeye.
    Ben değerliyim,seni doğuran bir anaysa ben de ağaç kabuğundan çıkmadım herhalde dediği an ilk düğüm çözülür anacım gerisi karşındakine kalmış hala kibar öküzüm ben diyorsa haddini silkelenip kendine gelense kalbini vermeye devam edersin:))))
    Ben malum gündemden dolayı bir de Diyarbakır da oluşumdan (torunum oldu çocuklarımın yanına geldim)bir süre ara verdim ama arada bir dolaşıyorum böyle uğrayamadığım için kusura bakma kucak dolusu sevgiler canım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler güzel yorumun için. :) Ne güzel şeyler yazmışsın. Senin kaleminden kitaplar falan, inşallah o da olur. Yanımda, arkamda böyle yüreklendiren arkadaşlarım oldukça, eminim olur. Bloğumu bile sizin gibi tatlı tatlı dürtükleyen facebook arkadaşlarımın yüreklendirmesiyle açtığımı düşünürsek. :)

      Biliyorum torunun olduğunu ve uzakta olduğunu, okumuştum bildirdiğinde. Allah güzel, sağlıklı ömürler versin. Ne demek hem kusur musur. Torunundan fırsat buldukça bizi de unutmazsan seviniriz, sesini duyar mutlu oluruz.

      E o zaman ben de öptüm minik torunu enn kokulusundan. Şimdiden iyi bayramlar, sevgiler... :)

      Sil
  11. Blogunuzu takibe aldık.
    Bize de bekleriz :)
    http://kardeskardeseblog.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  12. Keşke Türkiye'de herkes yol verme özgürlüğüne sahip olsa.. Umuyorum ki olacağı gün gelecek elbet. :) Tabii bahsettiğiniz tarzda erkeklerin de zihniyetlerini değiştirmeleri gerek, nasıl bir aklın ürünü bu düşünceler anlayamıyorum. Anlayamamak da en iyisi sanırım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pohpohlanan, suyu yemeği ayağına getirilen, kendi pisliğini temizlemekten, sifonunu çekmekten aciz erkekliğin, herşeyi kendine hak gören mahsulleri işte. Ve hala oğlunun arkasından sifon çeken anneler görüyorum ya, bu devirde, daha çok yazacak malzeme çıkar böyle bi zihniyetten.
      Hoşgeldin ama sen, iyi ettin geldin. ;)

      Sil
  13. Ne de Güzel anlatmışsınız yürek sesinize sağlık her türlü acıyı zaten acıyoruz birde hiç değmeyecek insanlar için acı çekmeye değmez bence :) salı verin gitsin :)) Tekrar hoşgeldiniz :) sevgiler selamlar olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Siz de hoşgeldiniz. :) Sevgiler... :)

      Sil
  14. Selam! Kahve davetini geri çevirmedim, memnun oldum:)
    Gençlik çağlarıyla olgunluk yaşının fikirleri ne kadar farklı oluyor değil mi? Kendi yaşının gereğini yaşayan insanlara bunu anlatmak zor. Yaşayarak öğreniliyor. Bu aşamada Allah iyi insanlarla karşılaştırsın herkesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin. :) Ben kahveleri koyayım o zaman hemen. ;)
      Yazarken ben de aynı duyguları hissettim. Yazıyorum ama, okusalar bile acaba algılayabilecekler mi, kendilerini görüp, bir adım atabilecekler mi diye. Neyse, bizden söylemesi, ne diyelim... Amin! :)

      Sil
  15. "Doğru insanla karşılaştığında anlarsın önceki özgüven fukarası, bencil, egoist adamları..."

    Bir de hayata, zamana güvenmek demişsiniz, doğru ama insanoğlu hep sabırsız,aceleci işte:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabırsızlık dizboyu malesef. Bir de ne desek boş aslında. İnsanın gözü kör, kulağı sağır olmuyor mu neticede aşk kapıyı çalınca. Herkes yaşayıp, ağzının payını alıyor bu sebeple öküzgillerden. Vakitlice ayıp, paçayı kurtarmakta fayda var sadece... :)

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(