21 Temmuz 2014 Pazartesi

Ekmek





Bir ay kadar önce Mudanya Bursa otobüsündeyim. Karşımda oturan ve mırıl mırıl dua eden yaşlı, ufak tefek, köylü amcamın yan koltuğunda içi dolu, yüksekçe bir poşet. Otobüs dolmaya başladıkça bir yolcu, amcadan poşeti almasını rica ederek oturmaya
yeltendi. Amcamın cevabı: "Yavrum kaldıreem de, içinde ekmek var be evladım. Kaldıreem de, yere mi koyeeem ekmee. Nimettir, yere gonur mu ekmek? Günahtır, gızım yere gonmaz ki ekmek?!" Amcayı duyan herkes birbirine bakıp, ne diyeceğini bilemeyerek kaldı. Ve o ekmek poşeti bir sürü insan ayaktayken, Bursa'ya kadar o koltukta paşalar gibi oturarak geldi. E hal böyleyken, belki de şu aralar üzerinde düşünülmeden, her tür anlamı incelenmeden, pek bi dalga geçilen 'Ekmek için Ekmeleddin' sloganı çok da isabet olmuştur, kimbilir?!


********************

Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır!

6 yorum:

  1. Nhhhmmsss!!
    Başka küfrüm yok sayın yargıç.
    Bir de hintlilere gülerler öküze tapıyo diye.
    bizimkiler otobüse bile biniyor..
    seninnnleee bir dakikaaaaa mutlandırıyoooo beniiii....
    hiç gülmeden sölersen şarkıyı onunla bir gün bile kalsan olursun sonuncu bea!
    abooo mesai denen o zevk saatlerim başladı.
    giderim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ekmek- öküz ilişkisini zor anladım valla baya. :) Hiç aklıma gelmemişti. Ama doğru söze ne denir yani...
      Sana hayırlı, keyifli mesailer o zaman. ;)
      Nerden buluyosun bu eeen eski yazılarımı da okuyosun bilader sen?! İlginç bi zat-ı muhteremsin vesselam... ;)

      Sil
    2. karıştırıyorum bloğunu sen yokkene :)
      karıştırmakta üstüme yoktur ... ortalığı da blogları da pek güzel karıştırırım.
      toplamam ama , bloğu kuran toplasın ..
      zat-ı muhteremlikten istifa edeli pek bir vakit olmuştu ama apoletime eklediğin bu zevat-ı kiram muvacehesinde teşekkür sükran ederim.

      eski yazı demişken, 1945 basımı monte kristo mu bulamıyorum nasıl bedbahtım bilemezsin. evi daha çok karıştırmam icab eder.
      hem acıktım da konuyla ilgisinden bahusus olaraktan.
      şlapsss
      gittim.
      ciuvvvv!! (road runner candır)

      Sil
    3. İyi iyi, karıştır evladım sen gönlünce. Sen karıştırdıkça bana da gülümsemelik, keyiflenmelik yorumlar çıkıyo netekim. Pek de iyi oluyo hani gün içinde arıştırmalık gibin. ;) Ben toplarım, merak etme sen. Hatta belki senin 45 basımı kitabı da bulurum toparlanırkene kimbilir... :P

      Sil
  2. Merhaba, blogunuzu buldum, ne de güzel oldu. Hastalıklı yapımdan dolayı da ilk yazılardan okumaya başladım.

    Bu anlattığınız olayda da içimden 'ah be, bazen şu ekmek kadar olamıyoruz yaaa' diye geçirdim, içlendim resmen :) Hay allaam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. :) Ne iyi ettiniz de buldunuz. Hoşgeldiniz. :)

      İlk yazıdan başlamanız çok tatlı. Gülümsettiniz. Teşekkür ederim. :)

      Ekmek kadar olamayışımızla ilgili tespitinize de bayıldım ayrıca. Hiç öyle düşünmemiştim. Ne acıdır ki, çok haklısınız. :/

      Sevgiler... <3

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(