25 Nisan 2018 Çarşamba

Kentsel Düşüşüm


Geçen hafta, gayet keyifli geçen bir Cumartesi gününün akşamında, bir başka keyifli ortama akmak üzere evden çıkarken, yıllardır yürüyüp gittiğim, site çıkışındaki bilindik yola adım atmamla, yıldızları görmem ve üstüne kendimi yerde bulmam bir oldu. O iki saniyelik zaman diliminde, fiziksel ve düşünsel açıdan olan biteni anlatabilmek, bırak iki saniyeyi, dakikalara sığmaz deselerdi, kuvvetle muhtemel anlamazdım. Zira tam arkadaşın arabasına binmek üzereyken, kendisinin telefonla konuştuğunu algılamış, acaba beni mi arıyor diye aklımdan geçedururken, bir anda, yanlış bir şeye bastığını bile idrak edemeden, acı içerisinde kendini yerde bulmak, ne satırlara, ne herhangi bir zaman dilimine tabi açıklanabilecek bir durum değilmiş mirim. Her ne kadar düşmemle, kalkmam bir olmuş olsa da, arabaya bindiğimde ayağımda hissettiğim acının gözlerimi yaşarttığını, boğazımın düğümlendiğini şimdi bile
yaşıyorum bilfiil. :/ Öte yandan, hayatımda hiç böyle bir burkulma yaşamadığımdan olsa gerek, acıyı tartarken aynı zamanda da şok içerisindeyim; “Yok canım, nasıl olur. Evet, çok acıyor ama bana öyle bir şey olmaz. Burkulmadır, burkulma..” diye kendimi gazlıyorum sözüm ona. 😊

O ilk şok ve bol acılı dakikalar geçtikten sonra idrak ettim ki, site çıkışında düz yola değil, aslında yıllaaaardır orada olmayan, haliyle hiç hazırlıklı olmadığım, muhtemelen yumurta büyüklüğünde bir taşa basmıştım. Çok ilginç!! Kim koymuş ola ki o yumurta sevimliliğinde taşları itinayla serpiştirilmiş vaziyette yola?! Bittabii yan sitedeki pek muhterem ve de ulvi kentsel dönüşüm çalışmalarının atıklarındandı kendileri. Oldum olası gıcığım ve üzülüyorum bu meseleye, ve fakat kim derdi ki tam da bu konu, hayatında bir ilki yaşatacak ve sağlığın kıymetini layıkıyla öğretecek bu çok bilmiş Mimikli’ye…

Yazarken bir yandan o anı yaşamamdan mütevellit, acık dalgalanmış, bir türlü netleşememiş olabilirim. Öyle hissettirdiysem affola. Neticede, o kentsel dönüşüm şeysi, yumurta cibiliyetli taşın üstüne basmamla bileğimin içe dönmesi ve dış kısmındaki o cehennem yanması bir oldu mirim. (Cehennem yanmasını nereden mi biliyorum?! Karıştırma işte, var bir bildiğim. Dua et ki, sen de bilmeyesin. 😉) Gittiğimiz yerde buz falan koyduk hemen, ama bir süre sonra çorabı bir sıyırdık ki şişmiş bilek. Zaten oturduğumuz süre boyunca ne sızladı, ne zonkladı anlatamam. Bir de şu renk vermeme, kuyruğu dik tutma hallerim var ki, hankı atamdan devraldıysam. İyi ki mi, keşke mi desem, bir türlü kestiremediğim bir garip özelliktir zira. O nedir yani?! Canın yandıysa yandı, zayıf düştüysen düştün, kötü durumdaysan kötü durumdasın?! Nedir bu her daim dimdik ayakta olma isteği. Sen de etten, kemikten olma bir insansın sonuçta. Sen de hastalanabilir, düşebilir, incinebilirsin?! Eski yazılarımdan bilenler bilir, kaç sene önce yazdığım hastalık yazımla şuradaki tutumum hala aynı yani mirim. Bir evril be Mimikli’m, bir kabul et artık herkes gibi hastalanabilen, incinebilen, bazen başkalarının yardımına ihtiyaç duyabilen bir varlık olduğunu. Hatta bazen bunun iyi bile olabileceğini. Bir kabullen, rahatlayacağız hepimiz. Valla bak… 😊 Yok yani, başkası olsa, o dakika acile koşar, giderken de boş durmaz, kırk yeri arar, herkesi o gece başında hazır ola dikerdi yahu. Malum, kimileri sever hastalıkları, kazaları, aralıksız mevzu bahis etmeleri; her haltı dramatize etme marifetiyle dikkat çekmeleri. Elbette böylesini salık vermiyorum tabii kendime de, efeliğe ne hacet diyorum yani, kabullen bir an önce durumu ve çözümüne bak kuyruğu dik tutmaya harcayacağın enerjiyle, değil mi canım?!

Vesselam, kentsel düşüşümün ardından, ağrıya rağmen hoş sohbetli bir gece geçirdikten sonra eve döndük hayırlısıyla. Efeyim ya, sabaha turp gibi olurum evelallah düşüncesiyle girdim yatağa. Gece bir ara susadım ve mutfağa gittim. Toplasan yirmi adım dahi atmamışımdır. Gel gelelim, yatağa uzandığımda bir ağrı, bir ağrı, resmen dile geldi, söyleniyor bileğim. Bir sorun var, bu farklı, dikkat et diye vırvırlanıyor. Bir süre, uyursam geçer kafasıyla debelendim, ancak ne mümkün. Ağrının sesi o kadar yüksek ki, uykuya meydan bırakmıyor. Yataktan tekrar çıkmaya fazlasıyla üşensem de, çaresiz kalktım. Buz bağladım bileğime güzeeelce ve yeniden uzandım kiii, çok geçmeden sızmışım.

Sabah, oh, tahmin ettiğim gibi, buz iyileştirdi bak diye ayaklandım. Topallaya topallaya elimi, yüzümü yıkarken, adım attıkça artan bir ağrıyla eş zamanlı bir baş dönmesi, bir ter basması… Ula bu bana yıllaaar önce olduydu, ne olduğumu bile algılayamadan kendimi yerde bulduydum ya diye hatırladım da neyse ki, vakit kaybetmeden kendimi koltuğa atıverdim. Bir süre sonra ağrı hafiflerken, diğer belirtiler de kayboldu allahtan. Ancak ayağımın üzerine basmaya korkar oldum haliyle bir daha. Pazar olması ve uzman doktor zaten bulunmaz düşüncesiyle hastaneye gitmek istemedim başta. Ama sonra ikna oldum bir şekil ve yollandık acile doğru öğlen saatlerinde. Bir gittik ki, meğerse kırık çıkık mevsimiymiş, iki ortopedi uzmanı da orada. 😊 Bala gel. :D (Bardağın yarısı dolu bari… 😉)

Muayene, röntgen derken sonuç; bilekte bağ dokusunda yırtılmalar. Doktor, düzgün tedavi edilebilmesi için alçıya alınması gerekir, aksi halde en ufak bir sendelemede benzer durumlar yaşanır demesin mi. Çocukken bile kırık, çıkık, alçı neyin görmemiş, üstelik kimsenin yardımını istemeyen, her şeyini ille de en iyi ve de çabuk kendisinin yaptığını düşünen birisi için kabullenmesi bir hayli zor bir durumdu takdir edersiniz ki. :/ O kabullenemeyiş haliyle alçı için beklerken, göz yaşlarım kendiliğinden inmeye başlamasın mı üstüne. Kontrol edemiyorum kendimi resmen. Neden ağladığımı da bilmiyorum. Sadece şoktayım. Bu hafta vize randevusu vardı, koro çalışmalarına da gidemeyeceğim bir süre, nasıl duş alacağım, yemek de yapamam, araba kullanamam, bıdı bıdı… İç sesim yerle bir etti duygu durumumu dakikada. Acil doktoru bile ağladığımı görünce, beklenmedik bir empati yapıp, teselliye kalkmadı mı bir de. Al sana, daha fazla dram, daha fazla gözyaşı. Acı kendine şimdi dibine kadar Mimikli… :/ Hooofff, yazarken bile şiştim. Hayır başkaları böylesi durumlarda herkes başına üşüşüp, ah vah edince iyi hissederken, ben niye ağlaklaşıyorum, sadece yalnız kalmak ve böğüre böğüre ağlamak istiyorum, anlamış değilim.

Neyse, biraz bekledikten sonra yarım alçıya alındı bacağım ve bir haftadır da alçıda sonuç itibariyle. Üstelik dünkü kontrol sonucuna göre dokuz günümüz daha varmış pek muhterem alçımla. Şu an ilk günkü gibi kötü hissetmiyorum gerçi, kabullendim sanırım bu iyileşme sürecini kendimce. İlk gün, alçıya baktıkça ağlayasım geliyordu bildiğin. :D  İyi kötü alıştım alışmasına, koltuk değneğiyle zıplaya zıplaya iş görmeye de, çok yoruyormuş anacım. Salondan tuvalete gidene kadar sanırsın 50 mekik çekmişim, o derece nefes nefese kalma hali. Sağ olsunlar, yürüteç de getirdi arkadaşlar da, nispeten daha büyük adımlar atabiliyorum onunla. Üstelik bu süreçte, önceden hiç farkında bile olmadığım tecrübeler edinip, ilginç şeyler de öğreniyorum haliyle. İlk günler değnekle idare ederken mesela, vücudumu taşımak için ziyadesiyle yüklenmek zorunda kaldığım sağ elimin içiyle sol bacağım deli gibi ağrımaya başladı. Meğerse vücut ağırlığını en iyi ayaklar, bacaklar çekermiş kardeş. Her uzvun tasarımı şahsına münhasırmış. Öyle her yiğidin, kolun, elin neyin harcı değilmiş her iş. Neyse, yürütece geçince rahatlarım nasılsa diye beklerken, bu sefer de iki avucumun içi birden ağrımaya başlamasın mı. Zira iki elim ve kollarımla vücudumu taşıdığımdan, avuç içlerim dile geldi, söylenipduruyollaaa bu kez de. 😊

Öte yandan, hiçbir yere çıkamamak, evde çakılıp kalmak da cabası tabii. Sağlık ne mühim bir nimetmiş meğerse. De neden hep hasta olunca böylesi laflar eder, normalde kıymetini bilmeyiz ki acaba. Hafta sonu azıcık çıkayım desen, her gittiğin yeri hesap etmek zorundasın, girişi büyük mü, kaç adım atmam gerekir, tuvaleti aynı katta mı, üst katta mı vs. Oyy anam, ne zormuş yahu. Hadi günden güne onu da çözüyor insan, fazla adım gerektirmeyen belli yerleri tercih ediyor, ancak birkaç saat takılmanın ardından ayak davul gibi şişiyor ya bildiğin. Dünkü hava alma kaçamağımızın sonucu, şu an parmaklarım çiçek gibi yanlara doğru açmış durumda. :D Hatta küçük parmakla komşusu hadsiz parmak, dünden beri husumet halindeler eni konu, “Burası benim yerim. Hayır efenim, benim yerim. Sen yokken biz varıdık…” şeklinde. :D Henüz bir anlaşmaya varmış değiller bakalım. Bir yandan, bunun geçici ve olağanüstü bir hal olduğunu, kısa sürede yine hepsine yetecek kadar yerleri olacağını, şimdilik o cüsselerine dar gelen yeri kardeşçe paylaşmalarını salık vererek, kendilerini yatıştırmaya çalışıyor, bir yandan da bekliyorum tabii o günü, heyecanla... 😊


Haklısınız. Hep güldürüklü komikli şeyler anlatan Mimikli, şimdi böyle, arada insanın yüreğini burkan bir yazı niye yazdı diye ben de düşündüm, düşünmedim değil. Efenim şahit olduğunuz üzere tecrübeyle sabitlemiş bulunuyorum ki, sağlık her şeyden önemliymiş mirim. Sağlık yerindeyken problem gibi görünen şeyler aslında problem değilmiş. Zaten kendine acımaya meyilli, ziyadesiyle ağlak ve de hastalıkları konduramayan bir tip olarak, ah vah edilsin diye değil zinhar. İbret olsun, başına bir musibet gelmeden de herkeş sağlığının, elinin, ayağının, düzgün çalışan ve yorulmaksızın hizmet eden her bir organının kıymetini bilsin ve onları layıkıyla sevsin, korusun diye. Mimikli de arada okudukça, sağlığının kıymetini ziyadesiyle bilsin diye tabii ilaveten. Herkeş uyanık olsun, kentsel/ rantsal dönüşüm şeysinden olabildiğince uzak dursun, attığı adıma aman ha dikkat etsin diye de olabilir öte yandan. Ortaya meseleyi saldım, artık kime ne düşerse kafasıyla da olabilir, kim bilir. Belki de D) Hepsi’dir anacım. Zaten ayağım şişmiş, parmaklarım kendi aralarında toprak savaşına tutuşmuş, az gezinsem ağrı sızı gani, bunu da mı ben bileyim yani, bunu da mı ben düşüneyim canım?! :P :D


**********************************
Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır!

32 yorum:

  1. Oyyy, çok geçmiş olsun Mimiklim. Yolda karşıdan karşıya geçerken lifi atmış birisi olarak seni o kadar iyi anlıyorum ki. Ah o acıdan gözüm karardı sanki yeniden. Sonra koltuk değneği kullananlara başka bakar oldum, hiç kolay değilmiş o iş. Bir buçuk ay evde kaldıydım, bebekliğimden beri o kadar oturmamışımdır, oturmaktan kaidem ağrımaya başlamıştı :D Hayat bazen zorunlu mola verdirip, eşeğimizi kaybettirip bulduruyor. Aman sonunda bulalım da , gerisi hallolur bir şekilde. Öptüm seni kocaman.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karşıdan karşıya geçerken lif atması da neymiş yahu?! İlk kez duydum. Koltuk değneği vb. kullananlara ben de farklı bir bilinçle bakıyorum artık. Meğer her yer bu konuda ne kadar yetersizmiş. Koskoca Çin konsolosluğunda bile tekerlekli sandalye veya engellilerin rahatça çıkabilecekleri rampa vb. yokmuş biliyor musun. Zıp zıp zıplayarak çıkıyorsun merdivenleri mecburen. :/

      Şu sıralar benim de kaidem aynı durumda anlayacağın ve eşeğimi bulacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum. :) Ben de seni. Sevgiler. :* <3

      Sil
  2. Hemen iade-i ziyarete geldim. Ayrıca çok geçmiş olsun. Buna benzer bir olayı yıllar önce ben de yaşamıştım. Gerçekten kötü bir durum. Allah beterinden korusun. Görüşmek üzere.

    YanıtlaSil
  3. Oyyy kurban olurum çok geçmiş olsun yorumlarla sana arkadaş olalım:)) geçen ay arkadaşla dolaşırken ay ne güzel her yere bayraklar asılmış bak şu apartman boyu diye arkama doğru bakmak isterken burgulu vida gibi dönüp yerde buldum kendimi:))))) kaldırım da çatlak varmış ben tam o bir cmlik yiv kısma denk gel bir de kendimi koruyacağım diye uğraş bir saniye de ne çok şey düşünülüyormuş meğer. Zeynebim ayyy kuzum dikkat diyene kadar yerde şezlonga uzanmış denize bakar misal kıvrıldım kaldım:)))) hem gülüyorum hem şükür yok bir şey diyorum ayağımın aşık kemiği bir ay ne sızladı offf az daha sert düşsem kesin kırılırdı orası ve kol dirseğim yazını okurken o anı tekrar yaşadım. Bu arada yattığım yerden Al Bayraklar yine de nefis görünüyordu:))) düşünce kendine gülenlerdenim işte:))
    Çok geçmiş olsun kuzum, kocaman sarıldım öptüm dikkat et kendine :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumlarla arkadaş olmak. <3 Ne güzelsin. Geçmiş olsun dileğin için teşekkürler. Yalnız şu an acısını yaşıyor olmama rağmen bir düşme hikayesini okurken böyle gülünür mü yahu. Ki düşen birini gördüğümde kesinlikle gülmem, üzülürüm hep aksine. Ama nasıl şeker anlatmışsın, burgulu vida hali, üstüne hala "ama bayraklar güzeldi" muhabbeti hiç gözümün önünden gitmeyecek muhtemelen. :D Çok teşekkürler, şu eve kapanmış günüme neşe kattın. Sevgiler kocaman. <3 :)

      Sil
  4. Ayyy canım geçmiş olsun bizim de yan site kentsel dönüşüm Valla daha dikkatli yürüyeceğim artık bu civarda korktum çünkü

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Sevim. Aman ha dikkat et kendine. Öptüm. :* (Şekeri taa çok! :* ;))

      Sil
  5. Çok geçmiş olsun Mimikli.. oturmak veya yatmak zorunda kalmaktan daha kötü bir şey yoktur bence de.. Ayağımdan öyle bir şey yaşamadım ancak üst üste 6 gün arayla kulak ameliyatı olduğumdan mütevellit bilirim. Off çok fena.. Ama o minik kazalar sayesinde sağlığımızın kıymetini biliyoruz dimi ama?
    Yeniden çok geçmiş olsun canım... Öptüm muahhh :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :*
      6 günde bir önceki daha iyileşmeden bir daha ameliyat?! Zormuş. Çok geçmiş olsun sana da. Ben de öptüm, sevgiler. :* <3

      Sil
  6. Öncelikle geçmiş olsun, hiç kolay değil tabii zorunlu olarak evde oturmak zorunda kalmak.Acil şifalar dilerim.
    Ben de elim de fotoğraflarımla iade-i ziyarete geldim kahve içmeye:))
    Çoğu yazınızı okudum çok hoş bir blogunuz var gerçekten:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :) Hoş geldiiin. Derinlik fotosunu getirmişsin hem dee! <3 ;) Çok incesin. Her zaman gel. Sevgiler. :)

      Sil
  7. Çok geçmiş olsun öncelikle sevgili Mimikli. Spor yaptığım dönemlerde ayak burkulmalarına maruz kalmış biri olarak çok iyi anlıyorum seni. Müthiş ağrı yapar burkulma. Ama üzerine basmadan iyi dinlenmeden geçmiyor. Bir de iyileşince dikkat et yalama yapıyor bilek ve kolay burkuluyor. Parmakların mücadelesi de komikmiş bu arada. Yatarken bol bol yazı yazma imkanın olur:) Acil şifalar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Turgay. :) O yalama konusunu duydum. Zaten doktor da alçıya o yüzden aldığını söyledi. Kesinlikle üstüne basmadan bir süre dinlenilmezse ileride sık sık olur diye alçıya aldı. Ne menem bir şeymiş yahu. Burkulma ne basit gelirdi önceden bana. İşte bunlar hep hayat tecrübesi mirim. ;P Tekrar teşekkürler, sevgiler efenim. :)

      Sil
  8. Bu ülkede, hele hele İstanbul'da şansa yaşıyoruz. Çok geçmiş olsun Sevgili Mimikli.

    YanıtlaSil
  9. ay çok geçmiş olsuuuun kentsel düşmek çok güncel bir düşüş tarzı demek kiii :) ayrıca, tabikide sen de insansıııın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahhaa 😄 Deep, demek sen biliyosun kentsel düşmeyi. Bilmesen şaşardım zati. 🤗

      Sil
  10. Çok geçmişler olsun vallahi, bu dönem cidden kırık- çıkık dönemi sanırım. Minik kazaların daha büyüğünü mutlaka doğurduğu güzel ülkemde herşey zor cidden..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. 😊 Maalesef öyle mirim. Sevgiler. 😊

      Sil
  11. Çok geçmiş olsun. Bir tweet vardı belki görmüşsündür, mevsimleri sayıyordu: sonbahar kış ilkbahar inşaat diye. Gerçekten de her yer inşaat ve yerde takılmanın yanında kafamıza düşürecekler diye bile düşünüyorum bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. 🙏 Görmemiştim. 😄 Aman ağzından yel alsın... 😊

      Sil
  12. Geçmiş olsun. Ülkede hepimiz şansa yaşıyoruz gerçekten de. Attığımız adımı bile nefes saymaya başladık. Sağlıklı ve daha eğlenceli! günlerinize diyelim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Şansa yaşama durumu gerçek maalesef. Vahşi doğada ayakta kalmak gibi bir nevi. :D Hep birlikte güzel, sağlıklı günlere. Sevgiler. :)

      Sil
  13. Cok gecmis olsun. Eve mecburen kapanmak kotüdür 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Hiç sorma. Vardır bir hikmeti deyip, oturuyoruz bakalım. ;)

      Sil
  14. Merhaba Mimikli bugün nasılsın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa Film Gündemiii! Sonunda başardık mı ne?! :D

      Daha iyiyim. Hatta bugün kontrolüm var, heyecanlıyım acık. ;) Teşekkür ederim. :* <3

      Sil
  15. Ah Mimikli ah! Geçmiş olsun tatlım. Umarım en kısa zamanda parmakların toprak şavaşında içle rinden birini telef etmeden o alçıdan kurtulursun. Bir küçük de olsa kaza ve yaralanma yazısını gülmekten gözlerimden yaş döke döke okuttun ya bana:) Kazalar senden ırak olsuninşaallah:DDD

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Calimero kardeş. :) Geç gördüm yorumunu, kusura bakma. Alçıdan kurtuldum bu arada. Parmak savaşı da bitti çok şükür. Hatta alçı çıktıktan sonra Çin'e bile gittim geldim. :) Gerçi şişti mişti yollarda acık ama, önemli bir sorun yaşamadan döndüm. Vesselam, çok küçük bir bölge kaldı hala "dikkat et, fazla depinme, şişer ağrırım görürsün!" diye söylenen, o da yakında geçer nasılsa. ;)

      Kazalar hepimizden uzak olsun inşallah. Amin. Ve de sevgiler... :) :*

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(