17 Aralık 2014 Çarşamba

O biletler buraya gelecek!




Geçtiğimiz şubat ayında bi sabah kahvaltı ediyorum sakin sükut, o ara bize ziyarete gelmiş olan annem de elinde gazeteyle yanıma geliyo. İçimden, bakalım ne tür bi sağlık veya pitikoloji yazısı gösterecek yine derken, gazetenin yerel ekini gösterip, Bursapor'un 22'sinde Çaykur Rizespor'la olan maçının cezalı olduğu, sadece bayan ve çocuklara açık olduğu haberini göstermesin mi... Ertesi gün akşam maç! Sevinsem mii, üzülsem mi, hayal kırıklığı mıı, panik mi, en doğru his ne bilemiyorum bi an. Netekim bizim oğlan her nasıl olduysa, benim gibi TV'deki maç seslerine bile tahammülü 0'ın oldukça altında bi hatundan nasıl
böyle bi şehzade çıktıysa, doğuştan Bursaspor'lu ve de cezalı maçlara benimle gitmeye de bayılıyo. Bayılmasına bayılıyo da anacııım, bu haber bugün mü verilir bu garibana? Tamam, gazete neyin okumuyorum da, sen nelere kadirsin, bi sinyal gönderilme mi, bi işaret çakılma mı Allahcıım bugüne kaa?! :/ Şimdi popom da tutuşsa, kırk takla da atsam, ayıyı hamamda da bayıltsam, bulamam ki o deste deste el altından torpilli elleri bulan biletlerden 2 tanecik. :/

Neyse diyorum yine de, Allah büyük, gün doğmadan neler doğar, gün olur devran döner, ak akçe kara gün içindir deerken, dönüyorum yine kahvaltı masasına, kafayı dötü dağıtmadan, kayışları iyice yakmadan... Dur bi hele diyorum, kahvaltını et bi, sakinleş, aklına bi şeyler gelir belki de. Hakkatten de kan şekerim yükselmeye başlayınca geliyo aklıma ufak ufak bi şeyler. Hemen oğlanın futbol okulunu arıyorum önce, orda hoşbeş ettiğim sekretere soruyorum. 'Ah be güzelim, dün arasaydın vardı. Ama gitti hepsi. Bir tane bile yok...' diyo. :(  Ardından hemen koopkoyu, çok demli, hatta acı Bursaspor'lu olan muhasebecimi arıyorum. En azından nereden temin edebileceğimi bilir, sağda solda tanıdığı vardır deyi. Cık! Sonuç menfi! :/ Umutla iki arkadaşımı daha arıyorum bağlantılarına güvendiğim, ama maalesef tık yok. :( Neyse diyorum, yarın ola hayır ola. Daha baya zamanım var. Bu 1,5 günde artık önüme çıkan arkadaşa sorarım, Allah'tan ümit kesilmez, benim oğluşum şanslıdır, o biletler gelir bize bi şekilde... Ve işe güce dalıyorum haliyle. Koca gün geçiyo, görüştüğüm herkese soruyorum bilet var mı diye, ama malesef çıkmıyo yine bi gıdımcık bilet. Çok istiyorum oğluşuma o biletlerle süpriz yapmayı, onu maça götürebilmeyi, içim yanıyo bu istekle gün boyu, ama yok. :/ Dua ediyorum akşam. Nolur nolmaz diye secret da yapıyorum, soora da guubidi guubidi yapıyorum ve uyuyorum.

Ertesi gün yine işe güce koştururken bi yandan da görüştüğüm arkadaşlara soruyorum hep, ve fakaaat sonuç hep negatif. Bi arpa boyu yol alamıyorum, yarım biletçik dahi bulamıyorum. Nerdeyse stadın önünde mendil açıp, bilet dilenicem, o moddayım artık. Derken akşam oluyo. Artık eve dönücem, metroya giriyorum. Tam trene binicem, o sıra bi telefon geliyo. Metroda telefonun çekmeyeceğini bildiğim için o an hareket eden trene binmiyorum. Telefon görüşmesini bitirip, sonra gelen trene atlıyorum. Bu arada tabi sağ sol, her yer Bursaspor atkılı, bereli, formalı taraftar kaynıyo, maça gidiyo millet. Hem de bizsiz! Hain köfteler! :( Neyse trende oturuyorum bi yere omuzlarım çökmüş, hayal kırıklığı içinde. 2-3 durak sonra genç bi kadın ve oğlu oturuyo yanıma. İlk anda dikkatimi çekmiyo aslında. Bi ara kadın elindeki sırt çantasını açıyo ve çocuğa bi şeyler veriyo atıştırmalık. Çantaya gözüm kayıyo, içi doopdolu, püsküvüüüt, suuu, kraker bilmem ne. O an ayıyorum olaya. Kesin bunlar da maça gidiyolar diye düşünüyorum. Tabi düşünüp de durur muyum hiç, hemen soruyorum kadına. Veee bingo! Maça gidiyolar. Ben de öyle şirin şirin dünden beri yaşadıklarımı, buna rağmen hiç bilet bulamadığımı anlatıyorum bi çırpıda, ama öylesine, içimi döküyorum işte çaresizce. Kadın 'Aaa, bizim arkadaşlarda fazladan bilet vardı, bi arayayım gelecekseniz.' demesin mi! 'Deli misin kızıııımm?! Ara hemen hadiiii!!!' demiyorum tebi, hanım hanım 'Çok sevinirim.' diyo ve sükunetimi korumak, zıplamamak için kendimi zor tutuyorum irade freniylen. :) Veee evet, 2 bilet var fazladan. Ama nasıl olacak? Maça 45 dk. var. Emre evde, bi şeyden habersiz oturuyodur gayet de ev haliyle. Ben bileti nasıl alıcam bu hatunlardan? Emre'yi almadan hatunla gidip biletleri alıp, geri dönsem, maça yetişemeyiz. Emre'yi alıp, sonra stada gitsem, bu hatunu nasıl bulucam. Şimdi önce koyunla kurdu mu karşıya geçirsem, dönerken de otu mu yesem?! Yoksa kurtla otu mu suya atsam da, koyunu kavurma yapsam, bilemiyorum bi türlü. Binbir düşünce geçiyo aklımdan sesli sesli. Tabi koyun- kurt- ot meselesini içten düşünüyorum, hepten deli sanmasın hatun beni diye. :) 1 durak sonra da inicem anasını satıyım. Hemen numaramı veriyorum kadına telaşla, o da beni çaldırıyo. Kesin geleceğimizi, lütfen o biletleri kimseye vermemelerini sıkı sıkı rica ediyorum ve iniyorum. Yoldan hemen Emre'yi arıyorum arabada. Hazırlanmasını, maça gideceğimizi söylüyorum. Zıplıyo tabi mutluluktan amcam. :) İşte bu ana bile değer yaw! Valla değer!

Neyse, hemen sevinmeyeyim, daha biletler elimizde değil deyip, toparlıyorum kendimi. Evden Emre'yi alıyorum, heeemmen geri metroya. Atlıyoruz metroya, maçın başlamasına 25-30 dk. var artık, stres, kaygı tavan yapmış durumda. Kalbim kafamda atıyo sanki. Metrodayken de kız arıyo nerdeyiz diye. Yoldayız deyince, kendilerinin daha fazla bekleyemeyeceklerini, içeri girmek zorunda olduklarını söylüyo. Ben panikliyorum hemen, biletler nolucak diye. Allahtan kız akıllı bi şey, 'Ben burdan birini bulayım, biletleri ona emanet edeyim, siz ondan alın' diyo. Oohh, süper fikir! Gerçekten de birkaç dakika sonra arıyo yine ve biletleri stadın üst tarafındaki lambanın altındaki çekirdekçi İsmail'e bıraktığını söylüyor. Hani sarı çizmeli Mehmet Ağa var ya, onun emmi oğlu oluyo bu çekirdekçi İsmail de. Yabancı değil yani, bizden. ;) 

Kızla iyi eğlenceler diliyoruz birbirimize ve tamamdır, o biletler bizimdir coşkusuyla iniyoruz oğluşla metrodan. Stadın alt tarafından yukarı doğru hızla yürümeye başlıyoruz da, o da ne yareppim?! Adım başı çekirdekçi oolum burası?! Şaka mı bu? Nasıl bulucaz biz 100 tane çekirdekçi arasından İsmail olanını? Çekirdekçiyi bırak, her yer insan kaynıyo üstüne, iğne atsan yere düşmez. Bakıyorum yere düşmiycek, ne atıcam o zaman, atmıyorum ben de iğneyi, dursun. Gün gelir lazım olur, sakla samanı, gelir zamanı. Hah bak, bu sefer oldu! :P 

Bu onyüzbin çekirdekçiyi görünce bi an yine hayal kırıklığı çöküyo içime bittabii, lakin Emre'ye belli etmiyorum hiç. Kuyruk dik, her daim! ;) Biraz gidince soruyoruz bi çekirdekçiye, yok! O diiil. 'O zaman İsmail'i tanıyo musunuz peki?' diye soruyoruz, 'Abla burda bir sürü çekirdekçi var, nerden bileyim ben...' diyo. :/ Biraz daha yürüyüp, yine deniyoruz, cık! Biraz sonra yine, cık! Böyle cık cık duya duya, Uludağ'ın eteklerine varıyoruz biz yandan yandan. A be çekirdekçim İsmail'im, nerdesin be abim sen?! 

Tam artık umudu kesecekken bi koca lamba görüyoruz hakkatten üst tarafta, bööle ilahi bi ışık sankim, ışıldıyo bize bize. Koşuyoruz hemen oraya, ve dibinde bi çekirdekçi! Gerçekmiş, rüya değilmiş işte! Yaklaşıyoruz adama, ama bu sefer artık hayal kırıklığına uğramaktan usanmış, acık da endişeyle. Veee, bingo! Endişe kardiş hade yallah! İşşşte çekirdekçi İsmail karşımızda. Nasıl bir mutluluk, heyecan, tarif edemem kesinlikle. Şu an yazarken bile yaşıyorum o anki heyecanı, mutluluğu, başarı duygusunu. Neyse, adam biletleri uzatıyo ve gerçekten elimde tutuyorum işte, kanlı canlı. Değil tebi. Alt tarafı iki kağıt parçası. Ama o ne demek sen biliyon muu, ne demeek! Oğluşun coşması demek, ağzının kulaklarına varması demek, unutamayacağı bi maceranın mutlu sonu demek, demek de demek işte... :) Biletleri elime alınca çekirdekçi İsmail'e şöyle bi sarılma, bi öpme isteği geliyo içimden anlık, ama olayın amacını aşmasından çekinip, sadece kibar kibar teşekkür edip, ayrılıyorum tebi. Ve giriyoruz sonunda stada, 2-0 yeniyoruz da bi güzel, mükemmel bi akşam geçiriyoruz oğluşumla. Hehheyt!! Değmen keyfime...

Şimdii son mutlu da, dışarıdan bakan, bunları okuyan biri ne düşünür acaba benim hakkımda diye de geçiyo içimden hani. 'Hatuna bak, tanımadığı etmediği insanlarla ne işler çevirmiş, çekirdekçi İsmail'le bile yüz göz olmuş' mu der ki aceba? Yoksa; 'Bravo valla, kafaya koymuş, acık da sıyırmış, gözünü karartmış, ama oğluna da o geceyi yaşatmış' mı der yoksa içten içe?

Muhtemelen her ikisini de diyenler çıkar. İnsanoğlu binbir çeşit neticede... Ama biliyo musun, benim hiç umrumda değil. Şurda o yaşadıklarımızı yazarken bile mutlu oluyosam, oğluşun o günkü halini hiç unutamıyosam, gerisi teferruat! Bugün olsa, yine yapardım. Hatta daha deli hallere bilem girebilirdim, o mutluluk için. İyi ki, iyi ki, iyi ki yapmışım. Deliysem de deliyim, çok da tın!! ;)

***********************************
Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır!

46 yorum:

  1. Bunda ne var canım, ne güzel etmişsin işte. Bu hatıra sende böyle kaldıysa düşün delikanlının kafasında nasıl güzeldir kim bilir. Çekirdekci İsmail'e sarilsaydin iyiydi ;) deli gibi bir yorum da biz yapmasak adımıza yakismazdi. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Di mi ya? Benim de içimde uhte kaldı valla çekirdekçi İsmail, keşki sarılaydım amcama şööle sıkı sıkı... :P Deli ya! :)

      Sil
    2. :P ... o coşku onu gerektirirdi :)) Ben deli , sen benden deli, yakarız gemileri... Kayahan'ındı de mi?

      Sil
    3. :) Yaşasın deli kardeşliği! :P

      Sil
  2. Çok eğlendim okurken, ne güzel anlatmışsınız ,stres size keyif bize düştü bu işten

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler güzel yorumunuz için. Ne de güzel demişsiniz siz de, stres size, keyif bize diye. Ben de buna bayıldım. ;) Sevgiler...

      Sil
  3. Ha ha ha, bence de, biz gazete okumayanlara bu gibi haberleri ulaştırmanın daha erken bi yolu olsa Allahcım:-)

    Kurt kuzu ot meselesinde koptum:-) Ben de çok düserim o hale, onu oradan alsam, yok, burdan şunu kapsak da oraya dönsek, yok, oradan bunu kapıp üç takla atarak seçenekleri kafamda dönerken bi gün beynim yanacak üç kuruşluk aklımdan olucam diye korkuyorum:-)

    İyi ki yapmışsın:-) Oğluşun mutluluğu her şeye değer:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He yani zaten üç kuruşluk, bi de kurtla kuzuyla heba etmek var yok yere... ;)

      Sil
  4. Ben de yapardım hiiiç utanmadan sıkılmadan..ne güzel yavruyu mutlu ettiniz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben de bi daha bi daha yapardım, o mutluluk için her deliliğe değer... Sevgiler. :)

      Sil
  5. ha haaa Allah seni napmasın yaaaa çekirdekçi İsmail ak sakallı dede gibi olmuş yani de miii bi deee pitikoloji neee gubidi gubidi ne ki yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mimikli dili o. :P Mimikli Dili ve Edebiyatı diye bölüm kurayım diyorum. ;) Guubidi başlı başına bi ders konusu olabilir mesela... :)

      Sil
    2. ayyy tamam yazsanaaa noluur. mimikli ne onu da açıkla amaa :) hah haaaa :)

      Sil
    3. Hani böyle iki lafın başı mimik yapan, sümüklü böceğin sümüksüzü: mimikli böcek. :) Guubidi de bi şeyi çok isteyince bööle yukarı bakıp, konsantre olup, guubidi guubidi diyosun, oluyo. İşte o... ;)

      Sil
  6. Bende olsam aynisini yapardim valla :)

    YanıtlaSil
  7. blog keşif etkinliğinden geldim bana da beklerim :)
    http://sinempehlivan39.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  8. Hem güldüm okurken hem de Victor Hugo' nun "Kadınlar zayıftır ama anneler güçlüdür " sözü geldi aklıma.Sevdim bu koşturmacanın başını da sonunu da.Sevgiler :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle mi demiş Victor amcam? Çok sevdim bu sözü ve kesinlikle çok yerinde bi tesbit. Çok teşekkürler paylaştığın için. Sevgiler benden... :)

      Sil
  9. Yüreğim ağzıma geldi ya çekirdekçi ismail yürüyerek telefonla konuşsaydı tezgahın ilerisine doğru :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya dimi, riske bak sen. Neyse ki görev bilinciyle ööle duruyodu orda adamcağız. :)

      Sil
  10. Yılmak yoktur Annelerde ..bravo size oğlunuzun sevinci her şeye değer..sevgi ve dostlukla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görüldüğü üzere benim arkadaşlarım da benim gibi tipler. :) Teşekkürler, iyi hafta sonları şimdiden. :)

      Sil
  11. sonunda ışığı buldun :) ay çok iyi ya ne çok uğraşmışsın ve mutlu sonla bitmesine çok sevindim. o bileti veren kız da ne iyiymiş de mi. :)
    ismail de ayrı bir olay.
    oğlun dünyanın en mutlusu oldu ki :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, o kadın da çekirdekçi İsmail de melekti oğluşuma gönderilmiş. :)

      Sil
  12. Merhaba
    Blogumda dolu dolu kitap çekilişi var, katılımlarınızı beklerim
    http://ilknur--akpinar.blogspot.com.tr/2014/12/dolu-dolu-cekilis.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haberim var. Çekilişe katılmadım ama duyurunu bi önceki yazımda yapmıştım İlknur. Sevgiler. ;)

      Sil
  13. İlahi ışık ha ayy öldürdün beni yahu :) Onlarca çekirdekçi arasından onu bulmak zaten ilahi bir durum valla helal :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya di mi. :) Ama sen ölme bakim öle gülmekten falan bile olsa, bi kararında gül, lazımsın sen bize mirim? ;)

      Sil
  14. cok sevdim yazini cok guldum sevgili blogger, hep yaz sen emi!
    takipteyim bana da beklerim!
    Sulti's
    http://asulti2000.blogspot.fr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler tatlı yorumun için. :)
      Gelirim tabi, yoldayım hatta. ;)

      Sil
  15. ama sen çok komiksin hep evet kek yaparken sulukule olcaz o zaman tatlı oluyo göz kararı diil göbek kararı kikiki :) ama şu gubidi pitikoloci dilini öğretcen ama di miiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Kek işini çözdüm, tamamdır usta. ;) Guubidi de tamam. Dedim ya Mimikli Dili Edebiyatı diye bölüm kurucam, seni de bölüm başkanı yapıcam. Tabi bu ulvi görevi kabul edersen. :P

      Sil
  16. Hiç tereddütsüz aynısını yapardım kafaya taktım mı çok fena takıyorum çünkü. Oğlumu mutlu etmek çok istemişsem tüm yolları denerim bu yolun sonunda çekirdekçi İsmail amca bile olsa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya işte, anne olmak başka bi şey. Kadriye yukarıda demiş ya kadınlar zayıftır ama anneler güçlüdür diye, çok yerinde bi söz. :)

      Sil
  17. merhaba merhaba merhaba...ne güzel bir yazım ne güzel bir hikaye ne güzel bir anlatım... tanıştığımıza çok memnun oldum... bir annenin gücü ve annelerin dileklerinin gerçek olması...harika bayıldım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, hoşgeldin pembe ve şeker blogun sahibesi. Bende memnun oldum ziyadesiyle. ;) Ve teşekkürler güzel yorumun için. Sevgiler... :)

      Sil
  18. Yaptıklarınız için ne mi düşünüyorum; Oğlu için her şeyi göze alan ANNE'yi görüyorum:=) Takipteyim, sevgilerle...
    www.neclasolen.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ne güzel bi şey görmüşsünüz. :) Teşekkür ederim. Sevgiler... :)

      Sil
  19. Bloggerların iletişim bilgilerini arşivleyerek etkinlikler için daha ulaşılabilir hale getirebiliriz.
    Hangi blog, hangi şehirde hatta ülkede,
    Kısaca "Blogger Haritası"...

    Bu listede olabilmek için öncelikle birkaç dakikanızı ayırarak
    "Blogger Tanıtım Formu"nu doldurmanız gerekmektedir.

    Bilgi için;
    http://fincanteyze.blogspot.com.tr/p/blogger.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben formu doldurmuştum zaten Fincan Teyze. Belki buradan görüp gelenler de olur. Sevgiler :)

      Sil
  20. Sizi Blogger Haritamıza ekledim.
    http://bloggerharitasi.blogspot.com.tr/2014/12/mimikli-bocek.html
    Aynı zamanda google+/twitter/pinterest hesaplarımdan da paylaştım.
    İlginiz için teşekkürler...
    (Lütfen siz de http://fincanteyze.blogspot.com.tr/ bloğunu takipte olup olmadığınızı kontrol edin.)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Fincan teyze. Baktım, harika olmuş. Ayrıca şimdi böyle görünce gerçekleşmiş halini, daha da bi anlamlı geldi. Ben en iyisi bu organizasyonu duyurayım diğerleriyle birlikte. :)
      Ayrıca paylaşımlar için ve böyle bir şeyi organize ettiğin için ben teşekkür ederim asıl. :)
      Blogunu takip ediyorum zaten. Sevgiler... ;)

      Sil
  21. bu davranışınızı takdir ettim. ne yapıp, ne edip başarmışsınız o maça gitmeyi. keyifle okudum. bu arada sizin de bursada yaşadığınızı öğrenmiş oldum:)) merhaba hemşehrim:))
    kucak dolusu sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım, takdir edilmek için değil, o günkü heyecanımızı paylaşmak için yazdım. :) Keyifle okumanıza çok sevindim. Bursa'da olmanıza daa. :) Bakın Fincan Teyze bloggerharitası diye bi platform oluşturmuş, orada tüm Bursa'lı bloggerları görebiliyosunuz. Bi önceki postumda detayı var. Belki biz de burada bi blogger etkinliği yaparız, ya da hiç bilemedik biz bize görüşürüz ne güzel. :) Benden de kocaman sevgiler, şimdiden iyi yıllar...

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(