13 Nisan 2015 Pazartesi

Tüketim Arsızlarından Sabun Yapma Projesi


Evet şekerleeer böğün Dersimiz: Hayat Bilgisi
Konu: Bilinçsiz Tüketim
Konuşanlar: Deeptone, Handan, Bücürük ve Ben, Kreatif Başkan, Safransarı.

Aha da tahtaya yazdım sizi çok konuşanlar, hocaya hesabını verirsiniz gaalik. :P ;) Sevgili en çok yorum yapan arkadaşlarımı pek bi özlemişim belli ki, tüketim konusuna bi dokandırayım diye niyetlenmişken, hali hazırda okumuş olduğunuz satırlar dökülüverdi parmaklarımdan her nasılsa. Sonra da hoşuma gitti, olduğu gibi godum gitti anacııım. ;)

Neyse mirim, latife bi yana, bugün de kafama dünyayı gözü dönmüş vaziyette tüketen üç bej tanıdığım geldi. Kökleri kuruyasıca, beyinlerindeki tüketim arsızlığı bölmesi eriyip, kulaklarından yeşil yeşil akasıca, güzelim dünyanın suyunu toprağını, tüm kaynaklarını emip emip orgazm olan kafaları kopasıca keneler... Çok kızıyorum çok bu tür çapsızlara, kendilerini her bi şeyin efendisi sanan ekmek beyinlilere. Yüzlerine diyemeye diyemeye de şişiyorum her zamanki gibi, bu sefer de ben şişe şişe balona dönüyorum evladım,
bi uçmadığım kalıyo balon misali. Şişip gerildiğimle kalıyorum öyle kuru kuru. Hayır hiç değilse şişmişken acık uçabileydim, iyiydi. Her şerde bi hayır der, manzaranın tadını çıkarırdım hiç değilse... (Gidişata bakılırsa, bugün konuyu saptırmalarım gelmiş benim belli. ;))

Şimdi efenim kendileri iki sene evvel teliylen duvağıylan dünya evine gireriken yepissyeni, Türk geleneklerine uygun, tam takım ev düzülür baştan aşağı. Gün olur, devran döner, aradan kooskoca iki yıl geçer, amaçsızlıktan boşluktan rahat dötüne batar, parayı nereye harcayacağını bilemez, evde boş oturmaktan da nereye, kime, neye saracağını şapşırır duruma gelir bu aplam. E oncaaazım da naapsın garibim tabi, kalkar perdeleri değiştirmeye karar verir. Yeni moda stordur çünküm artıkın, öbürleri demode olmuştur, neymiştir hemi o öööle tül tül, uzun uzundur, zinhar kullanamazdır bundan kelli. Hal böyle olunca da aplam kalkar, hiç üşenmez o tükkan seniiin, bu tükkan benim perde bakınmaya başlar öööle günleerce. (Bu arada bu tükkan benim iyi de, o tükkan niye senin ki?! Hayır senin konuyla ilgin ne ki bi kere, kalkmış tükkanlar üzerinde hak iddia ediyosun? O tükkan da benim abicim. Onca emek veriyorum burda, ter döküyorum şu derdimi kaleme alayım, iki çift kelam edeyim, birilerinin kafasına dank edeyim diye. Tam da bundan mütevellit, bu yazıda adı geçen tüm tükkanlar benim abicim! Okkaaa! Bi kaçıl sen şimdi bakiiim, hadsiz kerkenez seniii!!)

E tükkanların tapu işini de hallettiğimize göre, dönelim tüketim canavarı aplamıza. Sonunda nihayet perdeleri seçer aplamız. Lakin haliyle perdeler değişince, 2 yıl önce aldığı o essski püsskü halılar da uymaz tabi şimdi yeni perdeye, olmuşken tam olsun, tüketimin bokunu çıkarmayan top olsun mantığıylan, halıları da değiştirmesi gerekir kaçınılmaz olarak. Bu dünyaya bi daha mı gelecektir tabi canım?! Parayı mezara mı götürecektir?! Kocası ne içün çalışıyodur di mi yane?! Tabiii ki de alacaktır.

Vesselam perdeler, halılar eve bi gelir, bi asılır, serilir ki anacııım, o da ne?! Şimdi de bu perde ve halılarla o epessski koltuklar dam üstünde saksağan konseptinin vücuda gelmiş hali gibi durmaz mı?! Biri kalk gidelim derken, öbürü bok yeme otur diyodur adeta. Perde- halı- koltuklar arasındaki bu münasebetsiz münanzarayı duya duya aplamın sinirleri bitap düşer tiz zamanda veee kaçınılmaz son, aplam bi anda kendini mobilyacıda koltuk bakarken bulmasın mı sana?! O evden ne ara çıkmıştır, ne ara onca yolu yapmıştır da mobilyacıya gelmiştir, hiç hatırlayamaz garibim. Adeta transa geçmiş, hedefe kilitlenmiş vaziyette yer değiştirir hale gelmiştir aplamız. Yine hiç üşenmeden o mobilyacı benim, bu mobilyacı da benim, hatta şu mobilyacı bilem benim, dolanıp, gezip, yeni koltuklarını da beğenir sonunda alışveriş aşkıyla meftun olmuş sevgili ev hanımı arkedeşim. Tabi bu gezinme, satın alma sürecinde yaşadığı hazzın da kelimelerle tarifi namümkündür. Lakin bi kötü yanı var dır ki, hepi topu birkaç saat, hadi bilemedin bir gün, taş çatlasa birkaç gün sürüyodur satın alma hazzı aplamın. Sonrasında yine kaşınmaya başlıyodur bizimkinin aklı, ruhu, cüzdanı. Hatta bi süre sonra kaşıntısı öyle bi hal alıyodur ki, öyle bi datlılaşıyodur ki, isilik, pişik, kızamık, bilumum kaşıntılı, döküntülü musibetler bilem yanında hiç kalıyodur, gerçek diyorum bak! Bizimki tam datlı datlı kaşınırkene bi de bakar ki, ne görsün!! Oo may gat, iki yılda neler neler olmuştur, o klozet takımları da nooolmuştur öyle, nasıl da yıpranmıştır, sanırsın o evden fil kervanları geçmiş, o klozet takımlarını gözü dönmüş aç kurtlar kemirmiştir haadeta. Bak yeminlen diyorum, abartıyosam domates çarpsın, kurtlar totomu dişlesin ki çok eskimiştir. Valla bak! Haydeee, aplamız yine çıkar, trans halinde klozet takımı misyonunu tamamlamaya. Neyse ki çabuk bulmuştur bu sefer, deee tam satın alacakken gözüne köşedeki melekli biblolar ilişmesin mi! Şeytanın işi yoktur tabi anacııım. Naapsındır, ortalıkta volta atıp, ona buna, saçma sapan işler yaptırmak değil midir kendisinin baş ve asli görevi? İtinayla görevini ifşa ediyodur tebi kendileri. Şimdi yiğidi öldürelim, hakkını yemeyelimdir. Sezar'ın hakkı Sezar'a, şeytanın hakkı şeynatadır yane. Neyse bizim hatun şeytanın hain komplosuna kanıp, bibloları da elinden bırakamayıp, alır pek tabi. Aksi söz konusu olabilir midir ki zati?! Kendisinin iradesi yoktur netekim, devre dışıdır, yanmıştır. O öööle rüzgar sağdan eserse sola, soldan eserse sağa savrulan yaprak misali, kader kısmet işte, demek ki o biblolar da bize nağsipmişci kafasıyla mutludur, umutludur. Bana da noluyosadır hem burda di mi, ne üstüme vazifeysedir artık elin biblosu, halısı, parası?!

Heee, şimdi orda duralım bacım! Bana ne mi oluyo dedin birisi?! Şu oluyo cancağızım, düşüncesizim, aklını kullanmayıp, aksesuar niyetine taşıyan, gelişimini tamamlayamamış Homo Sapiensim; Bu dünyada ben de yaşıyorum öncelikle. Benim oğlumun da geleceği bu dünya. Ve daha birçok canlının, adem oğlunun bu dünyada selametle, huzurla, uyum içinde yaşamasını istiyorum. Gerçekten ihtiyacın olmadığı halde, sırf ona buna hava basmak ve egonu şişirmek niyetiyle aldığın her zamazingo, bu dünyanın kaynaklarını sömürerek üretiliyo, hiç düşündün mü ucundan accık? Beyin yolakların elverişli mi, müsait mi bunları düşünmeye? Yoksam komşunun kocasının dün akşam eve neden gelmediyle mi oyalarsın hala o beyinciğini? Çok mu sıcak yıkıyon nabıyon evladım o kafayı? Yaptıklarına bakılırsa çekmiş büzüşmüş, bezelyeye dönmüş zavallı beynin?! Eskimeden attığın her eşya, dünyaya yıllarca yok olmayacak, yükünü gittikçe ağırlaştıracak çöp yığını olarak dönüyo, hiç aklına geldi mi mesela?! O 2 yılda bir değiştirdiğin perdeleri, halıları üreten fabrikaların atıkları, güzelim Bursa'nın derelerini bildiğin boklu dereye dönüştürüyo, hiç görmez, farkına varmaz mısın?! Yanından geçerken burnumun direği sızlıyo pis kokudan, görüntü kirliliğine bakmaya ruhum elvermiyo abartısız.

Ha bi tek ev eşyası değiştirmek mi konumuz?! Hayır tabi ki. İhtiyacın olmadığı halde, sırf indirimde diye veya sırf aç gözünü, gözü dönmüş egonu doyuramamandan sebep aldığın her gömlek, her etek, ayakkabı, çanta, ne fokumunuysa artık, hepsi için geçerli. Yetmez mi artık?! Her neyse seni böylesine tüketim arsızına çeviren, egon mu, reklamlar mı, döt yarışına girdiğin eşin dostun mu, hallet artık bi zahmet. Bi uzun vadeli düşünebil bi. Bi eline patatesten, soğandan farklı bi şeyler al, okuyup, kafanı zenginleştirebileceğin bi şeyler bul. Oku da, acık attığın her adımın nelere sebep olduğunun farkında ol. Farkında ol da, şu dünyayı kendinin, kendini de dünyanın efendisi sanma. Sanma da, zavallı yorgun, bitkin dünya senin gibi asalaklardan, kenelerden arınsın, bi nefes alsın artık...  

Yok olmıycak böyle. En temizi bunların alayını toplatıp, sabun yapacağsın abicim. En temizi... 

***********************************
Not: Paylaşımları lütfen copy/paste ile değil, alttaki butonları kullanarak yapalım. :) 

Blogtaki yazıların tüm hakları Mimikli Böcek yazarına aittir. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılması, kopyalanması veya yayınlanması 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU'na göre yasaktır!


46 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. E gel tebi, çok ihmal ettik birbirimizi son zamanda. Miriba hem... ;) :P

      Sil
  2. Ha ha ha, ups yakalanmışım:-)

    Ama canım, sen de dertli olduğum bütün konuları atarsan ortaya sonra da beni susturamazsın tabe..

    Yüz ayakkabı, elli otomobil, ikiyüz çanta falan. Ben cidden anlayamıyorum, cidden.. Parası varmış, harcıyormuş. Allahım bu kadar akıl tutulması olabilir mi?

    Kesinlikle sabun yapmalı... Sonuna kadar katılıyorum:-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Susma evladım sen, susma sakın. Hep konuş öyle bıdı bıdı. ;)
      Yalnız Handanım 100 ayakkabı dedin, fena yaptın beni bak. Gerçekten evinde daağ gibi ayakkabıları olan insanlar var yaw?! Ve dediğin gibi hiç de bilincinde değiller yaptıklarının. :/
      Neyse, böyle böyle işbirlikçilerimi de topladığıma göre, yakında seri sabun imalatına başlarık galik... ;) :P

      Sil
  3. Sınıfın uslu inek pısırık suskun öğrencisi olarak diyebilirim ki. Sanki onlara fazla mı yükleniyorsunuz ki gibi mi acaba. Öhüm.
    Maalesef sanayileşen toplumlarda, sanayi patronları fertleri bu şekilde özenti canavarlarına dönüştürdü.ürünlerini satabilmek için tüketici toplumu inşa etti.nasıl yaptı?
    Kullanılabilecek ürünleri kullanılamazmış gibi gösteren özendirici medya iteklemeleri.zevkler üzerinde oynama.
    Eskiden evladiyelik olan ürünler şimdi garanti süresinin bitiminte bozlur oldu.
    Yedek parça üretimini kesme, kullan at mantığı
    Ve ürünlerin parçalanamaz şekilde yapılması.

    Şu sabun yapma fikrini bir daha düşünsen en azından sıvı sabun yapma lütfen midem kalktı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Ikıntı, konuyla ilgili derinlemesine yorumun için teşekkür ederim. :) Yorumundan anladığım kadarıyla senin de kafa patlattığın bi konu. Sevindim. :)
      Yalnız sabun konusunu bi etraflıca düşündüm de, haklısın bence. Katı sabun fikri daha iyi... ;) :P
      Sevgiler...

      Sil
  4. ahahah egosu doymamış anacım napsın.. düşündüm de evleneli olmuş 4 yıl ben kayınvalidemin buzdolabını bulaşık makinesini perdesini kullanıyorum bilmem kaç yıllık...
    ıkıntı'nın fikrine katılıyorum ayyy :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ben de senin türdenim işte. İki evi birleştirip evlendik biz, minimum eşya alarak ve yıllarca da o eşyaları kullandık. Hatta hal bi çoğunu kullanıyoruz. :)

      Sil
  5. Aaaa ama örtmeniiim yaa ben konuşmadım bana bişi sordular ona cevap vermiştiiiim kiii beni niye tahtaya yazmışlaar :p

    Mimiikkkliiiiim fıstıııkııım ben anca gelebildim ş.dışında internetin güç bela çektiği bi yerde yaşam mücadelesi verirken değil blogları açabilmek arada telefonla konuşabilmek dahi çok zordu. Ahhaa süper bişi aslında vay be dedim, yani aslında hayat eskiden böyleydi bee. Benim bu durumum da senin şu yazıya ne kadar uydu be mimikli bacıııımmm kikiki :) Aslında tüketmemek resmen insanın üretmesini sağlıyor.

    Bu konuda daha önce bir başka blogger arkadaşımda belirttiğim gib Kübaya hayranım. Ambargo mambargo dinlemediler maşallah kendi kendilerine yettiler.
    Yine çok güldüm yazına. Yaa totişini kurtlar dişlesin seninn o ne tatlı bi cümle . Bundan sonra ben de böööle dicem:)
    Özellikle çok tüketirsek o kurtlar çakallar tilkiler gelsin totolarımızı dişlesin işalla^-^
    Sabun yapmaa yaa o da bi tüketim aracı :)
    Hipnoz olmuş herkes, bilinçli bir şekilde tüketime yönlendirilmiş insanlar. zengin lobisinin sürekli aç dolmak bilmeyen midelerini doldurmak için... :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nerdeydin ki Kreatifim hayırdır? Ben bi süredir tadilat işlerine soyundum, uzak kaldım yazılarına da. Ne güzel, özüne dönmüşsün işte bahaneyle. ;)
      Eğlenmene sevindim okurken. ;) Al tepe tepe kullan kurtlar dişlesini... ;) Öpüldünüzzz...

      Sil
  6. yahu git 2 ağaç dik de hayvanlar insanlar nasiplensir desek " cıkk", şu kitabı oku desek " cıkk" sonra vay efenim şu kıçımda don yok ama elimde İphone var gibi karikatürler yapıştırılır bunlara.. haklıyız ama yaniiiii dimii

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He valla, ellerine yapışır kitap, ağaç felam Allah muhafaza! Son derece haklıyızdır zannımca.. ;)

      Sil
  7. Umarım o tanıdığın kişi bu yazını bir şekilde görsün:)) - ama dostluğunuz bozulmasın - yerden göğe hak veriyorum, bunun sebebini anlamaya çalışıyorum. Anlayamıyorum.
    Ama kimi insanın sokağa atacak bol parası var demek ki...bizim gibi ay sonunu nasıl getireceğiz? İnşallah üç aylığımdan avans çekmek zorunda kalmam...elektrik, su faturasını posta kutusunda görünce 'eyvah acaba kaç lira geldi?" diye yüreği çarpanlar zaten böyle gereksiz tüketim yapamazlar.

    Yine de anlamıyorum yani biz anamızdan, babamızdan 'mobilya evladiyelik alınır' diye duyduk, öğrendik. Alınır ve yıllar yılı kullanılır, nesillere geçer hatta. Ben hatırlıyorum çocuktum (ilkokul) ilk kez evimize oturma - yemek - yatak odası takımı alındı. Yıl sanırım 1965 filan belki bir,iki yıl sonrası. Çünkü rahmetli askerdi oradan oraya taşınırken kolaylık olsun diye hep açılır-kapanır ahşap portatif sandalye, portatif koltuk, masalarla taşınmışlar, öyle süslü püslü gerçek anlamda takımları hiç olmamış...ve işte ilk o takımlar alındı, düşün teğmenken evleniyor babam annemle ve o takımlar alındığında albay. 48 de evlenmişler, 65 lerde ilk kez takımları oluyor. Nereden baksan 15 yıl! uyduruk eşyalarla...perdeler desen el makinasıyla annem dikmiş asla perdeciye diktirmemiş..
    ve o eşyalar aynen şu anda abimin evinde duruyor. Sadece koltukların yüzü değişti. 50 li yıllarda ta Erzurum'da daha ilkokula gitmeden hatırladığım masif ahşap aslan ayaklı iki küçük ve bir orta büyüklükte sehpaların da ikisi abimin evinde, biri benim evimde:)

    Gözüm gibi bakıyorum her şey bir yana hatırası var.
    Yani ne demek 2 yılda insan mobilya mı değiştirirmiş? Bak şunu anlarım, kedisi olanların koltuklarının kenarlarını kediler süngerini çıkarana kadar tırmıklıyorlar ama ona çare bulunur...en güzeli koltuğun kenarı ahşap yani tahta olacak o zaman çizemiyorlar :)

    bir de klozet takımına güldüm bir kere dünyanın en antihijyen olayı bence klozet takımı denen şey...klozette ayağımın kayıp düşmesi tehlikesine rağmen yere halı pasapas koymuyorum...ne demek ya bakteri yuvası bir şeyin üzerine süslüpüslü çaputlar tüylü şeyler sermek...ona mikroskopla bir baksalar neler görürler:) tutup yüz havlumu yıkattığım makinede onların yıkanması bence çok sakıncalı...banyoda askıda havlu bile olmasın diyor uzmanlar nemli havasız ortamda mikrop bakteri doluyormuş..ama havlu şimdilik koyuyorum banyoya...

    neyse konuyu dağıttım sanırım parasını nereye harcayacağını bilmeyenler böyle gereksiz ve sakıncalı işler yapıyorlar halbuki o parayla gidip kedi, köpek barınaklarına yardım etseler yok hayvan sevmiyorlarsa öksüz, yetimlere verseler, çocuk okutsunlar ne bileyim...her 2 yılda bir mobiya değiştirmek ne demek...yazık...doğaya yazık, harcanan paraya yazık...galiba suçlunun biri de tv reklamları..insanın algılarını bozuyorlar hep derim ya...insanı tüketmeye şartlandırıyorlar...

    çok konuştum eline sağlık yüreğine sağlık keyifle okudum ayrıca:)
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyy, ne de tatlı yazmış Müjdem Bücürüğüm. :) Keyifle okudum evinizin hallerini. <3 Biz de öyleyiz, eskimediği sürece yıllarca kullanılır bizde her şey. Almanya'da yaşadık yıllarca, orada öyledir, ondan mı alıştık nedir. Ya da bu insanın içinden gelen bi çılgınlık mıdır bilemiyorum artık. Öyle modası geçti diye halı perde neyin değişmez. Ben bu eve taşınırken perdelerimi almıştım. 11 yıl önce. Yeni değiştirdim renkleri bozuldu artık diye. Gerek de duymam hiç yenisi çıkmışmış, millet ne dermiş. Ama gezmeye tozmaya bütçe ayırırım. Ondan kısmak istemem. Lakin eşyaya ha bire dökülen paralara yazık günah. Dediğin gibi yapılabilecek çok daha anlamlı şeyler varken hem de.
      Öpüyorum seni kocaman. Teşekkür ederim koccaman, samimi yorumun için. Özledim zati hepinizi. :) <3 Sevgiler...

      Sil
    2. Sağol, beğenmene sevindim. Hele görseydin o ilk gerçek mobilyaların alındığı gün nasıl sevinmiştik çocuğuz ya yatağın üzerine yattık ilk kez yaylı yatak alnmş eskisi yün yataktı ! ..gardrop! ilk kez gardrobumuz olmuş çekmeceleri açp açıp bakyoruz! annem de evlendikten 15 yl sonra ilk kez mobilyası olmuş diye seviniyor....:) düşünüyorum da şimdi hangi kadn 15 yıl eşyasz kalmaya razı olur kocasnın başnın etini yer :))) şimdi millet daha evlenmeden ev düzüyor kim 15 yıl bekler? :) ah..ah...hey gidi günler hey...bu arada perde konusunda haklsın rengi kararnca ben de değiştiriyorum çünkü temizlik takntm var..bembeyaz tül olsun istiyorum..deterjanlar bile ağırtmaynca mecburen değiştiriyorum...biz de seni kocaman öptük...sevgiler :)

      Sil
    3. O mobilyaların geldiği andaki sevinci hissettim yazdıklarını okurken. Bence bu yazıyı asıl senin yazman gerekirmiş. Çok daha yerinde olurdu. Ama ben yazmış olsam da, umarım okuyanlar senin yazdıklarını da okur ve yazı tamamlanmış olur. Çok teşekkür ederim samimiyetle paylaştığın için anılarını... :)

      Sil
  8. çabuk söyleyin banaa beni kim ispiyonladııı
    ama ben konuşmamıştım ki yaaa, tamam arada kafam gidiyor ama ne yapayım sekiz yıldır uyuyamıyorum, bünye bu arada kafa gidiyor işte :))
    Sabun değil bunları camların arasına eskiden sürdüğümüz macun yapalım macun
    böyle bok rengi bir de
    ıyyy
    :d

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Safransarı süpersin! Demek macun yapalım öööle renkli, bıykh!! Olum nerden aklına geldi şimdi macun yaw?! Uykusuzluk böyle kafa yapıyosa ben de mi uyumasam ki?! Belli ki yaratıcılığa katkısı olumlu. :P

      Sil
    2. hahhaa bence çok iğrencim, böyle olmak ister misin :D

      Sil
    3. Yapma yaw? Okkkaa mı diyosun?! :P Almıyım o zaman ben. Nasılsa sen varsın buralarda. Gerektiğinde devreye girersin madem. :P ;)

      Sil
  9. Konu şahane ama anlatım ondan da şahane;)
    Hep diyorum yine diyeceğim yazılarını okumak çok keyifli.
    bu arada belirtmeliyim ki, bu söze bayıldım:

    "çok mu sıcak yıkıyon, napıyon evladım o kafayı:))"
    hahahhahahh

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Süpriz misafir, çok datlısın. Beğenmene yine çok mutlu oldum. :) Teşekkürler.
      Heh bak, ona göre, sakın ola sıcak yıkamayasın kafayı, hem kepenk yapar, hemi de beyin çekmesine sebep olur. Demedi deme soora... :P
      Sevgiler... :)

      Sil
  10. rahat dötüne batar :) haha çok güzel bayıldım buna :)
    insanoğlu doymuyor işte mala mülke :( 'yarıştırma' konu olunca :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 'Yarıştırma' her konuda hemi. Sırf eşya olsa neyse, pılı pırtı, mal mülk, her kategoride çekişmeli yarışlar gani malesef bizde. :/ Allah akıl fikir ihsan eylesin.
      Sevgiler... :)

      Sil
  11. İadei ziyarete geldim..Blogunuzu incelerken çok zevk aldım.Takipdeyim.Başarılarınızın devamıni diliyorum..:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin, sefalar getirdin. :) Teşekkür ederim. Hep gel, gelirken kek mek de getir ama... :P Sevgiler...

      Sil
  12. Ama ben çok korktum ki şu üstteki öcüden :D
    Hem güldürüp hem düşündüren bu yazılarına bayılıyorum mimiklim :)
    Mutlu bir gün geçir e mi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyy, kıyamam sana. Korkma Hamiyet'im, film icabı o. ;) Öyle derlerdi ya hani. :)
      Beğenmene sevindim. Hep oku, hep beğen, yanımda yamacımda ol e mi? Ben de bundan çok mutlu oluyorum. Senin de günlerin mutlu geçsin. Sevgiler... :)

      Sil
  13. ay allam ya bu yazdığın kişiye kızsam mı gülsem mi bilemedim ya o kızsam senin bu gülsem benim yani du ne dicektim çok komik anlattığın için kızamadım da valla ama bi de bişi dicem yolak ne fokumuna ne sen nerelisin yaa bursa şivesi mi oluyo şimdi lehçe mi bu :) baksana sen bize bi sözlük yazsanaaaa sözcükleri açıklasanaaa :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kızsam senin, bu gülsem benim ha. :D Delisin sen Deep! Öğrenme beyinde beyin yolaklarının gelişmesiyle oluyo. Yani uydurma değil, şive de değil. Bi araştır bak beyin yolakları diye. ;) Ne fokumuna ise 'ne bokumuna' nın kibar hali. :D
      Ama haklısın, bunlar şive olmasa da, arada Balıkesirceye kaydığım doğrudur. ;) Böyle böyle sözlüğü tamamlarız zati biz senle. Sevgiler... :)

      Sil
    2. karesi şivesi mi bu yaaa :)

      Sil
    3. Heh! Tam üstüne bastın, Karesi şivesinden esintiler olabilüüü, ayı bilem çıkabilüüü... ;)

      Sil
  14. Çok eğlenceli bir yazı olmuş. Sevdim bu blogu takibe alıyorum. Bana da beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldiiin. :) Hemen yola çıkıyorum. ;)

      Sil
  15. Sabun yapma projesi süpermiş yalnız =) Amma işe yararlar mı bilmem, kötü malzeme sonuçta..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hee, onu düşünemedim bak. Haklısın. Sabun yapsam köpürmez bile bunlar şimdi... :)

      Sil
    2. Aynen, bi de renklerini bozar falan, sert su bile daha iyidir(fen teogu var yarın, bilgilerimi pekiştiriyim demi =D

      Sil
    3. Ayy ne güldürdün beni Tuhaf Şey! Sen çok yaşa he mi! Fen Teogu de mi. Başarılar o zaman... ;) :P

      Sil
  16. ee mimikliiim sabun işleri ile mi meşgulsün neredesin yine yaaw:) . iyi misin bakiiim rapor istiyos ^-^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oyyy, Kreatifim yine farketmiş yokluğumu. Sen var ya, cansın can, bi tanesin. Her eve lazım türdensin. :) <3
      İyiyim iyiyim şeker, sabun işine derin daldım, imalatı hızlandırdım, tam da ihracata başlamak üzereydim. :P
      Sanırım son günlerde tembelliğim üstümde Kreatifim, itiraf ediyorum. ;) Ama çok sürmez. Elimin, parmaklarımın, ruhumun kaşıntısı gelir merak etme. Sen de iyi misin? Öptüm seni, hep buralarda ol e mi? :)

      Sil
  17. Bayildim yaziya bayildim.sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Mehtap. Beğenmene sevindim. :) Sevgiler benden. ;) İyi pazarlar...

      Sil
  18. Bu yazıdan çıkardığım sonuç : Fakir kızlar zengin erkekle evlenmemeli!
    (Kahrolsun sermaye düşmanı Syrakusa)
    hem zaten daha yediğimiz yemek kıçımızdan çıkmadan moda değişiyor. Mesela stor perdeden elektronik internete bağlanıp kendi kendine açılıp kapanan perdeye geçtik biz. Yarın da katlayıp dolaba koyan ütüye geçcez.
    Sandığım o ki, ve öyle ki, hatta halbuki filhakika binaenaleyh ve mamafih...
    Konu neydi ya?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdıklarına sadece gülüyorum. :D Üzerine yorum yazıp etkisini azaltmak istemiyorum. :) Hoşgeldin ve sık sık gel...

      Sil
  19. Güzel konu benimde çevremde, bahsettiğiniz gibi insanlar bolca var. Bende içimden yüzlerine karşı bolca sövüyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz getirin onları da, sabun imalatına başladık biz. Hammadde ihtiyacımızı karşılarık. ;) :P

      Sil

Eee, yorum yok mu? Hiç mi yok?! :(